Otizm gittikçe artan ve her bireyi farklı şekilde etkileyen bir durumdur. Uyguladığımız eğitimlerde en çok önem verdiğimiz nokta “bireysel farklılıklardır”. Her birey farklı olduğu için verilen eğitimler de bireyin öğrenmesine, sosyalleşmesine ve iletişimine katkıda bulunacak şekilde farklı olmalıdır. Ülkemizde halen otizmli bireylerin çoğunluğunun zihinsel engelli olduğu düşüncesi hâkimdir ve bu yüzden otizmli çocuklara zihinsel engelli çocuklar gibi yaklaşılmakta ve bu şekilde eğitim verilmektedir. Oysaki otizmli bireyler bilgiyi öğrenmede değil, öğrenilen bilgiyi yaşamlarında uygun şekilde kullanmakta sıkıntı yaşamaktadırlar. Biz bunu, deneyimlerimizden ve otizmi anlatan çocuklarımızdan öğrenmiş bulunmaktayız.
Otizmli çocukların sınırlılıklar yaşadığı alanlar bellidir. Fakat bu sınırlılıklar çocuğun yapabileceklerinin sınırını çizmemelidir. Eğitimler her zaman çocuğun farklılıklarını olduğu gibi kabullenmeye ama bu sınırlılıkları aşmaya yönelik olmalıdır. Ayrıca farklı olmak yanlış ya da kötü bir şey değildir. Bizler bugün anlayamadığımız ya da tuhaf bulduğumuz için çocuklarımızın farklı davranışlarını yanlış ya da kötü diye nitelendiremeyiz.
Otizm tanısı alan her çocuk öncelikle bir çocuktur. Otizm tanısı alan ve eğitimlere başlayan her çocuk farklılıklarına ve sınırlılıklarına rağmen; her çocuk gibi oyun oynamalı, sosyalleşmeli ve yaşayarak öğrenmelidir. Eğitimlerde de bunlar göz ardı edilmemeli ve eğitimler çocuğu pasif kılan, ezbere dayanan eğitimler olmamalıdır. Tam tersi çocuklar katılımcı, öğrenen, eğlenen ve öğrendiklerini gösteren bir birey olma yolunda desteklenmelidir.
Merkezimize başlayan her aileye öncelikle bu düşünceyi kazandırmaya çalışmaktayız. Çocuklarına baktıkları zaman önce çocuğu daha sonra otizmi görmelerini ancak bu sayede çocuklarına daha faydalı olabileceklerini anlatmaktayız. Eğer aile çocuğuna baktığı zaman sadece farklılıklarını ya da otizmini görürse bu hem aile için hem de çocuk için çok yıpratıcı olmaktadır. Merkezimizde,uygulamalı davranış analizi(ABA) temeline dayanan bireysel özel eğitim,iletişim becerilerini geliştirmeyi hedefleyen konuşma ve dil terapisi ve ailelere destek hizmetler vermekteyiz.Çalışmalarımız tüm gelişim alanlarını kapsayacak şekilde çocuğun eğitimine ve gelişimine katkıda bulunan diğer tüm bireylerin de katıldığı ortak bir çalışma şeklinde yürütülmektedir.
Otizmli bireylerin sözel ifadesinin olup olmaması okuma yazma öğrenmelerine engel değildir. Merkezimizde akademik olarak hazır olan her otizmli çocuğa okuma yazma eğitimi verilmektedir.
Bazı çocuklarımız altı ayda bazıları ise bir ya da iki senede okuma yazmayı öğrenmişlerdir. Ayrıca son zamanlarda merkezimizde kendi başına okuma-yazma öğrenmiş ve bunu yıllarca saklamış olan çocuklarla karşılaşmaktayız. Otizmi olanlar otizmi anlatıyor bölümünde okuduklarınız bu çocuklarımızın yazdıklarıdır. Bu çocuklarımız okuma-yazmayı kendi başlarına öğrenmiş fakat yıllarca göstermek istememişlerdir. Kendileri istediği zamanda bizimle yazarak iletişime geçmeye başlamışlardır. Bu çocuklardan bazıları sözel iletişim becerisine sahip bazıları ise sahip değildir. Bu yüzden aileler, çocukları konuşamıyor ya da bildiklerini göstermiyor diye ümitlerini kaybetmemeli, eğitimden vazgeçmemelidirler. Doğru davranıldığı, birey olarak saygı ve sevgi gördükleri, otizmlerine değil kişiliklerine öncelik tanındığına inandıkları, güvendikleri ve hazır oldukları zaman çocuklar bildiklerini göstermeye başlamaktadırlar.
Merkezimizde önemle vurguladığımız bir nokta da çocukların yanında otizm konusunda konuşulmaması gerektiğidir. Otizmli çocukların kendilerini ifade edememesi ya da ilgilenmiyor gibi görünmesi konuşulanları anlamadıkları anlamına gelmemektedir. Tam tersine bu konuların yanlarında konuşulmasından son derece rahatsız olmaktadırlar ve davranış problemleri ile bunu ailelerine anlatmaya çalışmaktadırlar.
Bizler merkezimizde hem özel eğitim alanında hem de konuşma ve dil terapisi alanında otizmli çocuklarımızın farklılıklarına saygı göstererek, bu farklılıkları onların ilerde olabildikleri kadar bağımsız olmalarına yardımcı olacak şekilde şekillendirmelerine yardım ederek eğitim vermekteyiz. Merkezimizde otizmi olan çocuklar ve yetişkinlerle çalışmaktayız ve her çalışma bizde heyecan uyandırmaktadır. Çünkü çalıştığımız her birey, biz eğitmenlere, birçok şey öğretmiştir.
Eğitim verirken yeni bilgileri takip etmek, iyi bir gözlemci olmak, aile işbirliğine inanmak, aileleri doğru şekilde bilgilendirmek, çocuklara ve potansiyellerine inanmak ve yeniliklere açık olmak başarıyı yakalamak için çok önemlidir. Merkezimizde ki çalışmaların temelini bunlar oluşturmaktadır. Yeni bir yaklaşım, doğru bir eğitim ve başarı için biz buradayız.
27 Temmuz 2013 Cumartesi
Otizm Hakkında Yanlış Bilinenler
. Otizmli bireyler asla size bakmaz, göz kontağı kurmazlar.
. Otizmli bireylerin %75-80’i zihinsel engellidir.
. Eğitimle kaydedilen İlerleme bireyin otizmi olmadığı anlamına
gelir.
. Otizmli bireyler konuşmaz ya da konuşamazlar.
. Otizm zamanla geçer.
. Otizmli bireyler öğrenemezler.
. Otizmli bireyler duyguları anlamaz, fiziksel temastan
hoşlanmaz ve duyguları anlamadığı için göstermezler.
. Otizmli bireyler arkadaş istemezler.
. Otizmli bireyler yaşıtlarını ya da yetişkinleri anlamaz,
duygudaşlık kuramazlar.
. Otizmli bireyler kendi çıkarları için karşısındaki bireyleri kullanır.
. Otizmli bireyler isterlerse konuşabilirler.
. Otizmli bireyler gülmezler.
. Otizmli bireyler etrafındaki diğer bireyleri anlamaz ya
da yetişkinlerden ipuçlarını kapamazlar.
. Otizmli birey daha önce yapabildiği bir şeyi tekrarlamıyorsa bu
onun şımarık, asi ya da inatçı olamsından dolayıdır.
. Otizm duygusal bir bozukluktur.
. Otizmli çocukların hayal gücü yoktur.
. Otizmin olmasının sebebi ailelerdir.
. Otizm az rastlanılan bir bozukluktur.
. Bütün otizmli çocuklar aynıdır.
. Tüm otizmli çocuklar resimler halinde düşünür.
. Otizmli bireylerin potansiyelleri ve becerileri sınırlıdır.
. Bütün otizmli çocuklarda öğrenme güçlüğü vardır.
. Otizmli bir çocuğun içinde bir dahi yatmaktadır.
. Otizmli bireylerin %75-80’i zihinsel engellidir.
. Eğitimle kaydedilen İlerleme bireyin otizmi olmadığı anlamına
gelir.
. Otizmli bireyler konuşmaz ya da konuşamazlar.
. Otizm zamanla geçer.
. Otizmli bireyler öğrenemezler.
. Otizmli bireyler duyguları anlamaz, fiziksel temastan
hoşlanmaz ve duyguları anlamadığı için göstermezler.
. Otizmli bireyler arkadaş istemezler.
. Otizmli bireyler yaşıtlarını ya da yetişkinleri anlamaz,
duygudaşlık kuramazlar.
. Otizmli bireyler kendi çıkarları için karşısındaki bireyleri kullanır.
. Otizmli bireyler isterlerse konuşabilirler.
. Otizmli bireyler gülmezler.
. Otizmli bireyler etrafındaki diğer bireyleri anlamaz ya
da yetişkinlerden ipuçlarını kapamazlar.
. Otizmli birey daha önce yapabildiği bir şeyi tekrarlamıyorsa bu
onun şımarık, asi ya da inatçı olamsından dolayıdır.
. Otizm duygusal bir bozukluktur.
. Otizmli çocukların hayal gücü yoktur.
. Otizmin olmasının sebebi ailelerdir.
. Otizm az rastlanılan bir bozukluktur.
. Bütün otizmli çocuklar aynıdır.
. Tüm otizmli çocuklar resimler halinde düşünür.
. Otizmli bireylerin potansiyelleri ve becerileri sınırlıdır.
. Bütün otizmli çocuklarda öğrenme güçlüğü vardır.
. Otizmli bir çocuğun içinde bir dahi yatmaktadır.
26 Temmuz 2013 Cuma
Otizm Diğer Sendromlardan Nasıl Ayırdedilir
Hem otistik bozuklukta, hem de Asperger bozukluğunda, toplumsal etkileşimde nitel bozulma, davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntüler
1. Zeka Geriliği: Zeka geriliği olan bir çok çocukta dönme, el çırpma ya da baş vurma gibi otizmdeki davranışlara benzer belirtiler görülebilir, ancak bu çocuklar zeka yaşlarına uygun sosyal ilgilerinin olmasıyla otizmden ayırt edilebilir. Zeka geriliği olan çocuklar diğer kişilerle iletişim kurma amacı ile konuşmayı kullanırlarken, otistik bozukluğu olan çocuklarda dilin işlevsel kullanımı yoktur. Özellikle ağır ya da ileri derecede zeka geriliği olan bireylerde otistik bozukluk ek tanısı koymak zaman zaman zor olabilir. Toplumsal ve iletişimsel becerilerde nitel bozulmalar ve otistik bozukluğa özgü davranışlar varsa ek olarak otistik bozukluk tanısı konulabilir.
1. Zeka Geriliği: Zeka geriliği olan bir çok çocukta dönme, el çırpma ya da baş vurma gibi otizmdeki davranışlara benzer belirtiler görülebilir, ancak bu çocuklar zeka yaşlarına uygun sosyal ilgilerinin olmasıyla otizmden ayırt edilebilir. Zeka geriliği olan çocuklar diğer kişilerle iletişim kurma amacı ile konuşmayı kullanırlarken, otistik bozukluğu olan çocuklarda dilin işlevsel kullanımı yoktur. Özellikle ağır ya da ileri derecede zeka geriliği olan bireylerde otistik bozukluk ek tanısı koymak zaman zaman zor olabilir. Toplumsal ve iletişimsel becerilerde nitel bozulmalar ve otistik bozukluğa özgü davranışlar varsa ek olarak otistik bozukluk tanısı konulabilir.
Otizmin tedavisi için en geniş araştırma
ABD Ulusal Otizm Birliği, hastalığın genetik kökenlerini belirleyebilmek amacıyla uluslararası bir araştırma başlattı. ABD, Kanada, Britanya ve çeşitli Avrupa ülkelerinden 170 bilim adamının yer aldığı araştırma için, kendisi ya da ailesinde herhangi biri otizm hastası olan 6 bin kişinin DNA'sı incelenecek.
Otizmin genetik kökeniyle ilgili olarak bugüne kadar yapılmış en geniş kapsamlı araştırma yapılıyor. Kişinin iletişim kurmasını engelleyen hastalığı birkaç gen ya da çevresel etkenlerin tetiklediği sanılıyor. Bilim adamları ancak kökeni bulduklarında, uygun tedavi yöntemlerinin geliştirilebileceğini söylüyor. Otizmin henüz bilinen bir tedavisi yok.
Otizmin genetik kökeniyle ilgili olarak bugüne kadar yapılmış en geniş kapsamlı araştırma yapılıyor. Kişinin iletişim kurmasını engelleyen hastalığı birkaç gen ya da çevresel etkenlerin tetiklediği sanılıyor. Bilim adamları ancak kökeni bulduklarında, uygun tedavi yöntemlerinin geliştirilebileceğini söylüyor. Otizmin henüz bilinen bir tedavisi yok.
23 Temmuz 2013 Salı
Otizme bitkisel umut!
Japon uzmanlar otizm ve diğer yaygın gelişme bozuklukları için bitkisel geliştirdiklerini açıkladı. Yeni ilaç yedi bitkinin karışımı ile elde edildi.
Otizm veya diğer yaygın gelişme bozukluklar sık sık sinirlilik, öfke nöbetleri ve saldırganlık olarak davranış bozuklukları olarak akrşımıza çıkar. Japonya'da yapılan yeni bir araştırmada çocukların ve ergenlerin bu sorunla mücadele edebilmeleri için bitkilerden oluşan bir ilaç elde edildi. Yokukansan adı verilen çalışmada kullanılan bitki ilacı yedi geleneksel Japon bitkisinin karışımı ile üretildi. Bunalr Batı'daki insanlara yabancı olan bitkiler, daha çok Uzakdoğu'dan geleneksel olarak sağlıkta kullanılan bitkiler.
Bu otlar şu şekilde sıralandı: Atractylodes lancea rizom (geleneksel mide bağırsak bozuklukları), poria sclerotium (bir Çin mantarı olan bu bitki hafıza kaybı, anksiyete, gerilim, nevroz, baş dönmesi ve uykusuzluk tedavisinde kullanılır), cnidium rizom (geleneksel olarak döküntü ve libido için kullanılır), uncaria (anksiyete ve iltihaplanma için kullanılır), angelica kökü (mide ekşimesi, sinirlilik, uykusuzluk ve iştah kaybı), bupleurum kökü (solunum bozukluğu, uykusuzluk, sindirim bozukluğu ve depresyon), glycyrrhiza (sindirim bozukluğu ve adrenal bezi sorunları).
Uzmanlar 6-17 yaş arası yaygın gelişme bozukluğu yaşayan 20 genç ve çocukta denediği bu ilacın 12 haftada yararının görüldüğünü belirtti. Araştırmayı yapan uzmanlar yokukansan kullanımının sinirlilik ve heyacan durumalrında 8 haftada, hiperaktivite sorununda ise 12 haftada etkisini gösterdiğini söyledi. Uzmanlar ilacın daha etkili olamsı için üzerinde çalışmalara devam edeceklerini belirtti.
Otizm veya diğer yaygın gelişme bozukluklar sık sık sinirlilik, öfke nöbetleri ve saldırganlık olarak davranış bozuklukları olarak akrşımıza çıkar. Japonya'da yapılan yeni bir araştırmada çocukların ve ergenlerin bu sorunla mücadele edebilmeleri için bitkilerden oluşan bir ilaç elde edildi. Yokukansan adı verilen çalışmada kullanılan bitki ilacı yedi geleneksel Japon bitkisinin karışımı ile üretildi. Bunalr Batı'daki insanlara yabancı olan bitkiler, daha çok Uzakdoğu'dan geleneksel olarak sağlıkta kullanılan bitkiler.
Bu otlar şu şekilde sıralandı: Atractylodes lancea rizom (geleneksel mide bağırsak bozuklukları), poria sclerotium (bir Çin mantarı olan bu bitki hafıza kaybı, anksiyete, gerilim, nevroz, baş dönmesi ve uykusuzluk tedavisinde kullanılır), cnidium rizom (geleneksel olarak döküntü ve libido için kullanılır), uncaria (anksiyete ve iltihaplanma için kullanılır), angelica kökü (mide ekşimesi, sinirlilik, uykusuzluk ve iştah kaybı), bupleurum kökü (solunum bozukluğu, uykusuzluk, sindirim bozukluğu ve depresyon), glycyrrhiza (sindirim bozukluğu ve adrenal bezi sorunları).
Uzmanlar 6-17 yaş arası yaygın gelişme bozukluğu yaşayan 20 genç ve çocukta denediği bu ilacın 12 haftada yararının görüldüğünü belirtti. Araştırmayı yapan uzmanlar yokukansan kullanımının sinirlilik ve heyacan durumalrında 8 haftada, hiperaktivite sorununda ise 12 haftada etkisini gösterdiğini söyledi. Uzmanlar ilacın daha etkili olamsı için üzerinde çalışmalara devam edeceklerini belirtti.
Müzikli Tedavi
OTİZM, DİSLEKSİ VE HİPERAKTİVİTE TEDAVİSİNDE YENİ UMUT: "İŞİTSEL EĞİTİM"
"Rain Man"e müzikli tedavi
Avrupa ve ABD'de otistik, disleksi ya da hiperaktif çocukların tedavisinde uzun süredir kullanılan bir yöntem: Zihinsel bozukluklar ve işitsel algı problemleri müzik yoluyla düzeltiliyor. Türkiye'de de psikolog doktor Murat Güvençer'in uyguladığı yöntemde başarı oranı yüzde 75.
İlkokul ikinci sınıf öğrencisi M.K., sınıfındaki diğer çocuklar gibi kıpır kıpır, cıvıl cıvıl. Oysa iki yıl öncesine kadar hayatla bağları kopuktu, "boğuk boğuk öten sesler"le çevrili dünyasında tek başınaydı. "Oğlum yedi yaşındaydı ama konuşamıyordu. Elliye yakın kelime biliyordu ama bunları yerli yersiz kullanıyor, hiç cümle kuramıyordu. Onunla konuşmayı milyonlarca kez denedim, beni anlayamıyordu, sanki başka bir dünyadaydı" diye anlatıyor annesi o günleri...
Bebekken orta kulak iltihabı geçirmişti M.K. İlerleyen yaşına rağmen konuşmayı sökemeyince, işitme problemi olabileceği düşüncesiyle doktorlara taşındı. Ama kulaklarında fiziksel bir sorun yoktu, duyabiliyordu. Bu kez, otistik ya da hiperaktif olabileceği şüphesiyle davranışları bir kasete çekilip İngiltere'deki uzmanlara yollandı. Hayır, otistik de değildi. Annesi kendini onun tedavisine adamıştı ama sonuç alınamıyordu. Bir gün gazetede "işitsel tedavi"den, "konuşamayan çocuklar"dan bahseden bir yazı okudu ve psikolog doktor Murat Güvençer'in kapısını çaldı. M.K.'da zihinsel gelişme bozukluğu vardı, hemen "İşitsel Eğitim"e başlandı. Annesinin deyimiyle şimdi "bülbül gibi" konuşuyor. "Bir zamanlar 'boğuk boğuk öten' bir ses olarak algıladığı tüm kelimeleri, cümleleri ve şarkıları; yedi yıl boyunca soramadığı, öğrenemediği herşeyi şimdi keşfediyor."
İşitme = davranış
İşitsel Eğitim (Auditory Integration Training) otizm, hiperaktivite, disleksi, Rett's Disorder, Asperger's Disorder gibi zihinsel gelişme bozukluğundan kaynaklanan hastalıkların tedavisinde uygulanan ampirik bir tedavi yöntemi. Fransız kulak - burun - boğaz uzmanı Guy Berard bu yöntemi tam 30 yıllık çalışma sonucunda geliştirmiş. Avrupa ve ABD'deki çeşitli otizm merkezlerinin yürüttüğü 12 araştırma, bu yolla tedavinin olumlu sonuçlar verdiğini ama yöntemin tam olarak nasıl çalıştığına dair bilimsel bir kanıt olmadığını söylüyor. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) da yeterli araştırma olmadığından tedavi yöntemini henüz onaylamamış. Ancak İşitsel Eğitim, ABD'de ve Avrupa'da 15 ülkede 10 yılı aşkın bir süredir uygulanıyor. Türkiye'deki geçmişi ise sadece iki yıllık; İşitsel Eğitim'in tek uygulayıcısı olan psikolog doktor Murat Güvençer, aynı zamanda bu yöntemi Türkiye'ye getiren kişi.
"İşitsel Eğitim'i ilk kez 10 yıl kadar önce duyduğumda inandırıcı gelmemişti. Bunun alternatif tedavi ya da para tuzağı olduğunu söyleyenler vardı. Ama birkaç yıl sonra yabancı basında yeniden karşıma çıktığında ilgimi çekti" diyor Güvençer. Fransa'ya gidip Dr. Berard'ın öğrencisi olan Güvençer, bu tedavi yönteminin işitsel ve ruhsal rahatsızlıklar arasında bir köprü kurduğunu söylüyor: "Dr. Berard bu tedaviyi önceleri işitsel problemleri olan hastalara uyguluyormuş. Ama bir defasında hem işitsel problemi olan hem de ağır depresyon geçiren bir hastasının, tedaviden sonra ruhsal olarak da iyileştiğini görmüş. Ve işitsel problemlerin ruhsal dünyayla ilişkisi olduğunu, hatta otizm, disleksi gibi hastalıkların temelinde işitsel problemlerin yattığını düşünerek çalışmalarını zihinsel bozuklukları olan çocuklar üzerinde yoğunlaştırmış."
İşitsel Eğitim'in mimarı Dr. Berard "Hearing Equals Behavior / İşitme Eşittir Davranış" adlı kitabında otizm ve benzeri hastalıklarla işitsel algılama arasında bir bağ olduğunu söylüyor. Berard'a göre sesleri algılamada problemler yaşayan beyin bunu düzeltmeye çalışırken yorgun düşüyor ve bu durum sinir sistemini etkiliyor. Dr. Güvençer de Berard'ı destekliyor: "Zihinsel gelişme bozukluğu olan çocuklarda işitme kaybı olmaksızın hassas işitme, ağrılı işitme ya da asimetrik işitme olabilir. Örneğin çocuk bin frekans bir sesi her iki kulaktan eşit almayabilir ya da bazı frekanslara diğerlerinden daha hassas olabilir; örneğin arı vızıltısını kamyon geçiyormuş gibi duyabilir. Müzik dinlerken sesin sürekli olarak bir açılıp bir kısıldığını düşünün; işte bu tür problemleri olan çocuklar dünyayı böyle algılarlar. Dolayısıyla da bu durum zihinde büyük karışıklığa sebep olur. Beyne etki eden her tür algı bozukluğu dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk, duygusal gerilim ve ruhsal bozukluklara sebep olur."
İşitsel Eğitim'e göre beyindeki bu karışıklığı düzeltmenin yolu işitsel algılardaki problemleri çözmekten geçiyor. İşitsel algılama düzeltilirse otizm ve disleksi, hiperaktivite gibi otizmle bağlantısı olan hastalıkların kalıcı tedavisi mümkün olabiliyor.
Mucize değil devrim
"Kızım İrem üç yaşına geldiğinde hâlâ konuşamıyordu" diyen Aslı Şen, Dr. Güvençer'e başvuran annelerden biri. "Kızım bazı seslere de aşırı duyarlıydı, örneğin çamaşır makinesinin sesinden çok korkuyordu. Çok da içine kapanıktı." Aslı Hanım, İrem'in fiziksel bir sorunu olmadığını öğrenince Dr. Güvençer'e başvurmuş. 1.5 yıllık tedavi son derece başarılı bir sonuç vermiş, İrem daha tedavinin ilk haftasında bir - iki kelime söylemeye başlamış. Altı ay sonra tedavi tekrarlandığında İrem'in dili tamamen çözülmüş, çevreyle iletişimi gelişmiş.
Dr. Güvençer bu tedaviyi iki yılda 150 hasta üzerinde uygulamış. "Bunların yüzde 90'ı otistik ya da otistik komponenti olan rahatsızlıklardı" diyor. Tedavi ettiği hastaların yüzde 75'inin son derece olumlu, hatta mucizevi gelişmeler gösterdiğini de sözlerine ekliyor.
"Otizm bir iletişim hastalığıdır" diyor Özgüvenç. "Kendi dünyasında yaşayan bu hastaların etrafla iletişimi, lisanı iletişim amaçlı kullanımı kısıtlıdır. Filmlerde görmüşsünüzdür; elleriyle kulaklarını kapatmaları, seslere aşırı tepki vermeleri hatta kriz geçirmeleri bunun bir göstergesidir. Otizmi tamamen tedavi etmek mümkün değil ama çocuğun işitsel bozuklukları giderilirse dışarıyla iletişimi kolaylaşacaktır. Çocukların diğer tedavilerle beş - on yılda katedebilecekleri yolu bu tedaviyle 15 gün - altı ay gibi kısa bir sürede alabilmek bu alanda gerçekten devrim sayılabilecek bir gelişme!"
Eskiden otistikti...
Zeynep Saatçioğlu 15 yaşındaki oğlu Cem'in otistik olduğunu söylüyor. "Konuşmakta ve algılamakta zorluk çekiyor, bazen bazı şeyleri beş kez anlatmak gerekiyordu. Normal bir okula gidiyordu ama sürekli eğitim takviyesi alıyordu. Orta bir öğrencisi olmasına rağmen ayakkabısını, kravatını bağlayamıyor, yalnız başına dışarı çıkamıyordu." Cem'in bu durumunu düzeltebilmek umuduyla Hacettepe Üniveritesi'ndeki uzmanlara başvuran ailesi, "otistik olduğu için yapacak bir şey olmadığı" cevabını almış. Üç yaşından beri doktorluğunu yapan Dr. Güvençer iki buçuk yıl kadar önce İşitsel Eğitim'i Türkiye'ye getirince, bu yöntemi Cem'de uygulayabileceklerini söylemiş. Tedavi olumlu sonuç vermiş. "Cem şimdi yaşıtlarıyla aynı düzeyde. Düşünüşünde, davranışında, okul hayatında büyük gelişme oldu. Sınıfın en alt seviyesindeyken şimdi en iyiler arasında" diyor anne Zeynep Saatçioğlu.
Pekçok anne - baba bunu "mucizevi bir tedavi" olarak nitelendirse de, Dr. Güvençer İşitsel Eğitim'in, uyguladığı hastaların yüzde 30'unda hiç etkisi olmadığını söylüyor. "Ama tedavi ettiğim hastaların yüzde 75'inde büyük gelişmeler oldu, hatta bazıları dev adımlar attı. Bu gerçekten umut verici ama bunu 'mucize tedavi' olarak nitelemek yanlış olur." Güvençer ne derse desin, artık yüzü gülen ailelerin ortak kanısı şu: "Kaybedecek bir şey ya da bir yan etki yok. Çocuklarımızın geleceği için denemeye değer."
FATMA ORAN - MİNE AKVERDİ
NASIL UYGULANIYOR?
Her tür müzikle
İşitsel Eğitim'de Dr. Guy Berard'ın buluşu olan "audiokinetron" adlı bir cihaz kullanılıyor. Bu cihaz başka bir ses kaynağından verilen sesleri modüle ediyor, sesleri 15 - 25 bin frekansa kadar değiştirebiliyor. Bir kaset ya da diskçalarla bağlantılı olarak kullanılan "audiokinetron" programlanarak, hastanın durumuna, ihtiyaçlarına göre frekanslar arttırılabiliyor. İstenmeyen frekanslarsa yok edilebiliyor. Sağ ve sol kulağa ayrı ayrı desibelde, volümde ses verilebiliyor. Müzik türünün tedavide bir önemi yok. Ama çocukların zevkle dinleyebilmesi için melodik, zengin ritmli müzikler tercih ediliyor. Çeşitli frekanslar beynin ilgili bölümlerine bu müziğin içinden kamufle edilerek yollanıyor. Beyne ulaşan bu ses dalgaları beynin bazı bölgelerini uyarıyor ve tüm frekans eşiklerini eşit düzeye getirerek aşırı duyarlılık, asimetrik ya da ağrılı algılamayı ortadan kaldırıyor ya da minimuma indiriyor.
İşitsel Eğitim günde iki kez 30'ar dakikalık seanslarla iki haftada gerçekleştiriliyor. Toplamı 10 saat olan 20 seansta tedavi tamamlanıyor. Tedavinin etkileriyse onbeş gün - altı ay içinde görülebiliyor. Altı ay sonunda istenen gelişme sağlanamamışsa tedavi tekrarlanıyor.
AYDIN BİR YILDA İYİLEŞTİ
Anaokulu öğretmeni olan ablası diğer çocuklardan farklı olduğunu gördüğünde Aydın beş yaşındaymış: "Okulda çalışmalara katılmıyordu, içine kapanık, asosyal ve agresifti. El fonksiyonları ağırdı ve konuşması akıcı değildi." Bir yıl önce Dr. Murat Güvençer'in zihinsel gelişme bozukluğu teşhisi koyması üzerine İşitsel Eğitim'e başlanmış. "Aydın buraya 'müzik denlemeye' zevkle geliyordu. Daha tedavi esnasında gelişmeler oldu. Şimdi tüm sorunları düzeldi. El becerileri okuldaki eğitimin de yardımıyla hızla gelişti, agresifliği kalktı. Okuldaki öğretmenleri de tedavinin başlangıcından itibaren büyük gelişme gösterdiğini söylüyor. Şimdi yaşıtlarından hiçbir farkı yok" diyor ablası.
"Rain Man"e müzikli tedavi
Avrupa ve ABD'de otistik, disleksi ya da hiperaktif çocukların tedavisinde uzun süredir kullanılan bir yöntem: Zihinsel bozukluklar ve işitsel algı problemleri müzik yoluyla düzeltiliyor. Türkiye'de de psikolog doktor Murat Güvençer'in uyguladığı yöntemde başarı oranı yüzde 75.
İlkokul ikinci sınıf öğrencisi M.K., sınıfındaki diğer çocuklar gibi kıpır kıpır, cıvıl cıvıl. Oysa iki yıl öncesine kadar hayatla bağları kopuktu, "boğuk boğuk öten sesler"le çevrili dünyasında tek başınaydı. "Oğlum yedi yaşındaydı ama konuşamıyordu. Elliye yakın kelime biliyordu ama bunları yerli yersiz kullanıyor, hiç cümle kuramıyordu. Onunla konuşmayı milyonlarca kez denedim, beni anlayamıyordu, sanki başka bir dünyadaydı" diye anlatıyor annesi o günleri...
Bebekken orta kulak iltihabı geçirmişti M.K. İlerleyen yaşına rağmen konuşmayı sökemeyince, işitme problemi olabileceği düşüncesiyle doktorlara taşındı. Ama kulaklarında fiziksel bir sorun yoktu, duyabiliyordu. Bu kez, otistik ya da hiperaktif olabileceği şüphesiyle davranışları bir kasete çekilip İngiltere'deki uzmanlara yollandı. Hayır, otistik de değildi. Annesi kendini onun tedavisine adamıştı ama sonuç alınamıyordu. Bir gün gazetede "işitsel tedavi"den, "konuşamayan çocuklar"dan bahseden bir yazı okudu ve psikolog doktor Murat Güvençer'in kapısını çaldı. M.K.'da zihinsel gelişme bozukluğu vardı, hemen "İşitsel Eğitim"e başlandı. Annesinin deyimiyle şimdi "bülbül gibi" konuşuyor. "Bir zamanlar 'boğuk boğuk öten' bir ses olarak algıladığı tüm kelimeleri, cümleleri ve şarkıları; yedi yıl boyunca soramadığı, öğrenemediği herşeyi şimdi keşfediyor."
İşitme = davranış
İşitsel Eğitim (Auditory Integration Training) otizm, hiperaktivite, disleksi, Rett's Disorder, Asperger's Disorder gibi zihinsel gelişme bozukluğundan kaynaklanan hastalıkların tedavisinde uygulanan ampirik bir tedavi yöntemi. Fransız kulak - burun - boğaz uzmanı Guy Berard bu yöntemi tam 30 yıllık çalışma sonucunda geliştirmiş. Avrupa ve ABD'deki çeşitli otizm merkezlerinin yürüttüğü 12 araştırma, bu yolla tedavinin olumlu sonuçlar verdiğini ama yöntemin tam olarak nasıl çalıştığına dair bilimsel bir kanıt olmadığını söylüyor. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) da yeterli araştırma olmadığından tedavi yöntemini henüz onaylamamış. Ancak İşitsel Eğitim, ABD'de ve Avrupa'da 15 ülkede 10 yılı aşkın bir süredir uygulanıyor. Türkiye'deki geçmişi ise sadece iki yıllık; İşitsel Eğitim'in tek uygulayıcısı olan psikolog doktor Murat Güvençer, aynı zamanda bu yöntemi Türkiye'ye getiren kişi.
"İşitsel Eğitim'i ilk kez 10 yıl kadar önce duyduğumda inandırıcı gelmemişti. Bunun alternatif tedavi ya da para tuzağı olduğunu söyleyenler vardı. Ama birkaç yıl sonra yabancı basında yeniden karşıma çıktığında ilgimi çekti" diyor Güvençer. Fransa'ya gidip Dr. Berard'ın öğrencisi olan Güvençer, bu tedavi yönteminin işitsel ve ruhsal rahatsızlıklar arasında bir köprü kurduğunu söylüyor: "Dr. Berard bu tedaviyi önceleri işitsel problemleri olan hastalara uyguluyormuş. Ama bir defasında hem işitsel problemi olan hem de ağır depresyon geçiren bir hastasının, tedaviden sonra ruhsal olarak da iyileştiğini görmüş. Ve işitsel problemlerin ruhsal dünyayla ilişkisi olduğunu, hatta otizm, disleksi gibi hastalıkların temelinde işitsel problemlerin yattığını düşünerek çalışmalarını zihinsel bozuklukları olan çocuklar üzerinde yoğunlaştırmış."
İşitsel Eğitim'in mimarı Dr. Berard "Hearing Equals Behavior / İşitme Eşittir Davranış" adlı kitabında otizm ve benzeri hastalıklarla işitsel algılama arasında bir bağ olduğunu söylüyor. Berard'a göre sesleri algılamada problemler yaşayan beyin bunu düzeltmeye çalışırken yorgun düşüyor ve bu durum sinir sistemini etkiliyor. Dr. Güvençer de Berard'ı destekliyor: "Zihinsel gelişme bozukluğu olan çocuklarda işitme kaybı olmaksızın hassas işitme, ağrılı işitme ya da asimetrik işitme olabilir. Örneğin çocuk bin frekans bir sesi her iki kulaktan eşit almayabilir ya da bazı frekanslara diğerlerinden daha hassas olabilir; örneğin arı vızıltısını kamyon geçiyormuş gibi duyabilir. Müzik dinlerken sesin sürekli olarak bir açılıp bir kısıldığını düşünün; işte bu tür problemleri olan çocuklar dünyayı böyle algılarlar. Dolayısıyla da bu durum zihinde büyük karışıklığa sebep olur. Beyne etki eden her tür algı bozukluğu dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk, duygusal gerilim ve ruhsal bozukluklara sebep olur."
İşitsel Eğitim'e göre beyindeki bu karışıklığı düzeltmenin yolu işitsel algılardaki problemleri çözmekten geçiyor. İşitsel algılama düzeltilirse otizm ve disleksi, hiperaktivite gibi otizmle bağlantısı olan hastalıkların kalıcı tedavisi mümkün olabiliyor.
Mucize değil devrim
"Kızım İrem üç yaşına geldiğinde hâlâ konuşamıyordu" diyen Aslı Şen, Dr. Güvençer'e başvuran annelerden biri. "Kızım bazı seslere de aşırı duyarlıydı, örneğin çamaşır makinesinin sesinden çok korkuyordu. Çok da içine kapanıktı." Aslı Hanım, İrem'in fiziksel bir sorunu olmadığını öğrenince Dr. Güvençer'e başvurmuş. 1.5 yıllık tedavi son derece başarılı bir sonuç vermiş, İrem daha tedavinin ilk haftasında bir - iki kelime söylemeye başlamış. Altı ay sonra tedavi tekrarlandığında İrem'in dili tamamen çözülmüş, çevreyle iletişimi gelişmiş.
Dr. Güvençer bu tedaviyi iki yılda 150 hasta üzerinde uygulamış. "Bunların yüzde 90'ı otistik ya da otistik komponenti olan rahatsızlıklardı" diyor. Tedavi ettiği hastaların yüzde 75'inin son derece olumlu, hatta mucizevi gelişmeler gösterdiğini de sözlerine ekliyor.
"Otizm bir iletişim hastalığıdır" diyor Özgüvenç. "Kendi dünyasında yaşayan bu hastaların etrafla iletişimi, lisanı iletişim amaçlı kullanımı kısıtlıdır. Filmlerde görmüşsünüzdür; elleriyle kulaklarını kapatmaları, seslere aşırı tepki vermeleri hatta kriz geçirmeleri bunun bir göstergesidir. Otizmi tamamen tedavi etmek mümkün değil ama çocuğun işitsel bozuklukları giderilirse dışarıyla iletişimi kolaylaşacaktır. Çocukların diğer tedavilerle beş - on yılda katedebilecekleri yolu bu tedaviyle 15 gün - altı ay gibi kısa bir sürede alabilmek bu alanda gerçekten devrim sayılabilecek bir gelişme!"
Eskiden otistikti...
Zeynep Saatçioğlu 15 yaşındaki oğlu Cem'in otistik olduğunu söylüyor. "Konuşmakta ve algılamakta zorluk çekiyor, bazen bazı şeyleri beş kez anlatmak gerekiyordu. Normal bir okula gidiyordu ama sürekli eğitim takviyesi alıyordu. Orta bir öğrencisi olmasına rağmen ayakkabısını, kravatını bağlayamıyor, yalnız başına dışarı çıkamıyordu." Cem'in bu durumunu düzeltebilmek umuduyla Hacettepe Üniveritesi'ndeki uzmanlara başvuran ailesi, "otistik olduğu için yapacak bir şey olmadığı" cevabını almış. Üç yaşından beri doktorluğunu yapan Dr. Güvençer iki buçuk yıl kadar önce İşitsel Eğitim'i Türkiye'ye getirince, bu yöntemi Cem'de uygulayabileceklerini söylemiş. Tedavi olumlu sonuç vermiş. "Cem şimdi yaşıtlarıyla aynı düzeyde. Düşünüşünde, davranışında, okul hayatında büyük gelişme oldu. Sınıfın en alt seviyesindeyken şimdi en iyiler arasında" diyor anne Zeynep Saatçioğlu.
Pekçok anne - baba bunu "mucizevi bir tedavi" olarak nitelendirse de, Dr. Güvençer İşitsel Eğitim'in, uyguladığı hastaların yüzde 30'unda hiç etkisi olmadığını söylüyor. "Ama tedavi ettiğim hastaların yüzde 75'inde büyük gelişmeler oldu, hatta bazıları dev adımlar attı. Bu gerçekten umut verici ama bunu 'mucize tedavi' olarak nitelemek yanlış olur." Güvençer ne derse desin, artık yüzü gülen ailelerin ortak kanısı şu: "Kaybedecek bir şey ya da bir yan etki yok. Çocuklarımızın geleceği için denemeye değer."
FATMA ORAN - MİNE AKVERDİ
NASIL UYGULANIYOR?
Her tür müzikle
İşitsel Eğitim'de Dr. Guy Berard'ın buluşu olan "audiokinetron" adlı bir cihaz kullanılıyor. Bu cihaz başka bir ses kaynağından verilen sesleri modüle ediyor, sesleri 15 - 25 bin frekansa kadar değiştirebiliyor. Bir kaset ya da diskçalarla bağlantılı olarak kullanılan "audiokinetron" programlanarak, hastanın durumuna, ihtiyaçlarına göre frekanslar arttırılabiliyor. İstenmeyen frekanslarsa yok edilebiliyor. Sağ ve sol kulağa ayrı ayrı desibelde, volümde ses verilebiliyor. Müzik türünün tedavide bir önemi yok. Ama çocukların zevkle dinleyebilmesi için melodik, zengin ritmli müzikler tercih ediliyor. Çeşitli frekanslar beynin ilgili bölümlerine bu müziğin içinden kamufle edilerek yollanıyor. Beyne ulaşan bu ses dalgaları beynin bazı bölgelerini uyarıyor ve tüm frekans eşiklerini eşit düzeye getirerek aşırı duyarlılık, asimetrik ya da ağrılı algılamayı ortadan kaldırıyor ya da minimuma indiriyor.
İşitsel Eğitim günde iki kez 30'ar dakikalık seanslarla iki haftada gerçekleştiriliyor. Toplamı 10 saat olan 20 seansta tedavi tamamlanıyor. Tedavinin etkileriyse onbeş gün - altı ay içinde görülebiliyor. Altı ay sonunda istenen gelişme sağlanamamışsa tedavi tekrarlanıyor.
AYDIN BİR YILDA İYİLEŞTİ
Anaokulu öğretmeni olan ablası diğer çocuklardan farklı olduğunu gördüğünde Aydın beş yaşındaymış: "Okulda çalışmalara katılmıyordu, içine kapanık, asosyal ve agresifti. El fonksiyonları ağırdı ve konuşması akıcı değildi." Bir yıl önce Dr. Murat Güvençer'in zihinsel gelişme bozukluğu teşhisi koyması üzerine İşitsel Eğitim'e başlanmış. "Aydın buraya 'müzik denlemeye' zevkle geliyordu. Daha tedavi esnasında gelişmeler oldu. Şimdi tüm sorunları düzeldi. El becerileri okuldaki eğitimin de yardımıyla hızla gelişti, agresifliği kalktı. Okuldaki öğretmenleri de tedavinin başlangıcından itibaren büyük gelişme gösterdiğini söylüyor. Şimdi yaşıtlarından hiçbir farkı yok" diyor ablası.
Engellilere Verilecek Sağlık Raporu Hakkında Yönetmelik
, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik.
14 Ocak 2012 CUMARTESİResmî GazeteSayı : 28173
YÖNETMELİK
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından:
ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ, SINIFLANDIRMASI VE ÖZÜRLÜLERE VERİLECEK
SAĞLIK KURULU RAPORLARI HAKKINDA YÖNETMELİK
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmelik; özürlü sağlık kurulu raporlarının alınışı, geçerliliği, değerlendirilmesi ve özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarının tespiti ile ilgili usul ve esasları belirlemek; özürlülerle ilgili derecelendirmelere, sınıflandırmalara ve tanımlamalara gereksinim duyulan alanlarda ortak bir uygulama geliştirmek ve uluslararası sınıflandırma ve ölçütlerin kullanımının yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsar.
(2) 8/10/1986 tarihli ve 86/11092 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği kapsamında asker hastanelerince malullük aylığı bağlanacaklara verilecek özürlü sağlık kurulu raporları ve sosyal güvenlik kuruluşlarınca primli sisteme tabi olanlara bağlanacak malullük aylıkları için istenecek özürlü sağlık kurulu raporları bu Yönetmelik kapsamında değerlendirilmez.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Ağır özürlü: Özür durumuna göre özür oranı %50 ve üzerinde olduğu tespit edilenlerden günlük yaşam aktivitelerini başkalarının yardımı olmaksızın yerine getiremeyeceğine özürlü sağlık kurulu tarafından karar verilen kişileri,
b) Balthazard formülü: Kişinin özür oranı belirlenirken birden fazla özrü olanlar için kullanılan hesaplama şeklini,
c) Özürlü: Doğuştan veya sonradan; bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılamada güçlükleri olan ve korunma, bakım veya rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişiyi,
ç) Özürlü sağlık kurulu: Kişilerin hastalık ve özürleri hakkında karar vermeye yetkili olan ve bu Yönetmeliğin 6 ncı ve 7 nci maddelerinde belirtilen organları,
d) Özürlü sağlık kurulu raporu: Özürlü sağlık kurulunca hazırlanan, kişilerin özür ve sağlık durumu ile kullanım amacını belirten belgeyi,
e) Özürlülük sınıflandırması: Önemli bir sağlık öğesi olarak özürlülüğün tanımı konusunda ortak ve standart bir dil ve çerçeveyi,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Özürlülük Sınıflandırması
Özürlülük sınıflandırması
MADDE 5 – (1) Özürlülere ilişkin sınıflandırma çalışmalarında, sınıflandırma sistemi olarak; Dünya Sağlık Örgütü tarafından sağlık ve sağlıkla ilgili durumların tanımlanması için ortak standart bir dil ve çerçeve oluşturmak amacı ile geliştirilen ve insanın işlevselliği ve kısıtlılıklarla ilgili durumlarının tanımlanmasını sağlayan çok kapsamlı uluslararası bir sınıflandırma sistemi olan İşlevsellik Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması esas alınır.
(2) Özürlülerin sağlığı ile ilgili durumlarının tanımlanmasında ve her türlü bilginin kodlanmasında, çeşitli disiplinler ve hizmetler açısından verilerin toplanmasında, kaydedilmesinde ve karşılaştırılmasında, özürlülerin tedavisi, rehabilitasyonu, eğitimi ve istihdamı ile ilgili hizmetlerin değerlendirilmesinde, planlanmasında İşlevsellik Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması sisteminin kullanılması amacıyla eğitim, öğretim, uygulama ve yaygınlaştırma hizmetleri Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının koordinatörlüğünde, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve ilgili meslek kuruluşlarının işbirliği ile yürütülür.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Özürlü Sağlık Kurulu Raporu Düzenleme Usul ve Esasları
Özürlü sağlık kurulunun teşkili
MADDE 6 – (1) Özürlü sağlık kurulu; iç hastalıkları, göz hastalıkları, kulak-burun-boğaz, genel cerrahi veya ortopedi, nöroloji veya ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlarından oluşur.
(2) Özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kurumunda, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzman hekiminin bulunması halinde, bu uzmanın özürlü sağlık kurulunda yer alması zorunludur.
(3) Değerlendirilecek özür, birinci fıkrada sayılan uzmanlık dallarının dışında ise ilgili dal uzmanının da kurulda bulunması şarttır. Kurulda bulunan hekimler birbirlerinin yerine karar veremezler.
(4) Eğitim ve araştırma hastanelerinde özürlü sağlık kuruluna şefler, bulunmadıkları zaman şef yardımcıları veya şeflerin görevlendirecekleri uzman hekimler girerler. Kurulun başkanı, bu Yönetmeliğin 7 nci maddesinde belirtilen hastanelerin baştabibi veya baştabibin görevlendireceği şef veya ana bilim dalı başkanıdır.
(5) Asker hastanelerinde, Baştabip yardımcısı veya baştabibten sonraki en kıdemli uzman hekim; asker eğitim hastanelerinde ise baştabip tarafından görevlendirilecek diğer üyelerden kıdemli bir öğretim üyesi kurula başkanlık eder.
(6) Sadece bir organ ya da sistemi ilgilendiren özürü bulunanlar için özürlü sağlık kurulu, o özürü ilgilendiren branştan üç uzman ile oluşturulabilir. Bu kurulun başkanlığını ilgili şef ya da anabilim dalı başkanı yürütür.
Yetkili sağlık kurumları
MADDE 7 – (1) Bu Yönetmelikte belirtilen özürlü sağlık kurulu raporlarını düzenlemeye yetkili sağlık kurumlarını ve hakem hastaneleri Sağlık Bakanlığı belirler ve internet sitesinde yayımlar.
(2) Yetkili olmayan sağlık kurumları ile 6 ncı maddede belirtilen şekilde özürlü sağlık kurulunu teşkil edemeyen sağlık kurumlarının verdiği sağlık kurulu raporları değerlendirilmeye alınmaz.
Raporların düzenlenmesi ve özür oranının belirlenmesi
MADDE 8 – (1) Özürlü sağlık kurulu raporları, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 Özürlü Sağlık Kurulu Raporu Formuna uygun olarak düzenlenir.
(2) Kişinin özür oranı, özürlü sağlık kurulunca bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-2 Özür Oranları Cetvelinde bulunan özür oranlarına göre yüzde (%) olarak belirlenerek özürlü sağlık kurulu raporunun ilgili bölümünde rakam ve yazı ile belirtilir. Bu cetvelde adı geçmeyen hastalık ve özürler ile bunlara ait özür oranları, fonksiyon kayıplarına göre özürlü sağlık kurulunca değerlendirilerek belirlenir.
Özürlü sağlık kurulu raporunun doldurulması
MADDE 9 – (1) Özürlü sağlık kurulu raporu formu eksiksiz olarak doldurulur. Özürlü sağlık kurulu raporu, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 Özürlü Sağlık Kurulu Raporu Formunda gösterilen rapor şekline göre; poliklinik muayene tarihi, poliklinik kayıt numarası yazılmak suretiyle, bulgular ve teşhis ayrıntılı olarak yazılıp imza edilir. Yapılan muayene, tetkik ve laboratuvar bulgularına dair bilgiler özürlü sağlık kurulu raporu formuna eklenir. Özürlü sağlık kurulu, özürlü kişiyi bizzat görerek karar verir ve kişinin özür oranını bu Yönetmeliğin 8 inci maddesinde belirtilen esaslara göre belirler.
(2) Özre ilişkin klinik bulgular, radyolojik tetkikler ve laboratuvar bilgileri, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 Özürlü Sağlık Kurulu Raporu Formunda gösterilen raporun ön yüzündeki ilgili bölüme özetlenerek yazılır.
(3) Özürlü sağlık kurulu raporları kurul üyelerince mutlaka imzalanır. Okunaklı bir şekilde kaşelenir ve mühürlenir. 15 yaşından büyük özürlülere düzenlenecek olan özürlü sağlık kurulu raporlarında, özürlünün fotoğrafının bulunması zorunludur.
(4) Kişinin ya da kişiyi sevk eden kurumun talebi halinde, kişinin sağlığına etkisi dikkate alınarak çalıştırılamayacağı işlerin niteliği ile raporun kullanım amacı bölümüne; bireyin yararlanmak istediği hak ve hizmetlere ilişkin talepleri belirtilir.
(5) Özürlü sağlık kurulu raporunun sonucu bölümünde yer alan “Ağır Özürlü” kısmında evet ya da hayır ifadesi yazılarak kişinin durumu belirtilir ve bu bölüm hiçbir suretle boş bırakılmaz.
(6) Özürlü sağlık kurulu raporunun ilgili kısmına kişinin özür grubu belirtilir. Gerektiğinde birden fazla özür grubu işaretlenir. Bu kısım boş bırakılmaz.
(7) Kişinin özür durumunun zaman içinde değişme ihtimali olduğu ve hastalık bulgularının tam olarak görülemediği durumlarda kişinin mevcut durumu esas alınarak süreli rapor düzenlenir.
(8) Özürlü sağlık kurulu raporlarının kişinin başvuru tarihinden itibaren en geç yirmi iş gününde tamamlanarak ilgiliye verilmesi esastır.
Özürlü sağlık kurulu raporuna itiraz
MADDE 10 – (1) Özürlü sağlık kurulu raporuna; özürlü, velisi veya vasisi veyahut raporu isteyen kurum tarafından itiraz edilebilir. İlgililer itiraz dilekçesi ve ilk özürlü sağlık kurulu raporunun tasdikli bir örneği ile birlikte, bulunduğu ilin sağlık müdürlüğüne başvurur. İl sağlık müdürlüğünce, özürlü sağlık kurulu raporu alacak kişi en yakın farklı bir özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneye gönderilir. İtiraz edilen özürlü sağlık kurulu raporu ile itiraz üzerine verilen özürlü sağlık kurulu raporundaki kararlar aynı yönde ise özürlü sağlık kurulu raporu kesinleşir.
(2) Özürlü sağlık kurulu raporlarının farklı olması durumunda, Sağlık Bakanlığınca belirlenmiş olan hakem hastanelerden, kişinin ikamet ettiği yere en yakın bir hakem hastaneye, kişi yeniden muayene edilmesi ve özürlü sağlık kurulu raporu tanzim edilmesi amacıyla yine il sağlık müdürlüğü kanalıyla gönderilir. Hakem hastanenin özürlü sağlık kurulunca verilen kararı kesindir.
(3) Milli Savunma Bakanlığına bağlı asker hastanelerince; Türk Silahlı Kuvvetleri personeline verilecek özürlü sağlık kurulu raporlarına itiraz esas ve usulleri Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilgili mevzuat hükümlerine tabidir. Türk Silahlı Kuvvetleri personeline verilecek özürlü sağlık kurulu raporlarına yapılan itirazlar, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Eğitim Hastanesi ve Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim Hastanesi ile yetkilendirilecek hastanelerce kesin olarak karara bağlanır.
Birden fazla özür durumunun bulunması
MADDE 11 – (1) Birden fazla hastalığı veya özrü bulunanların, özür oranları bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-2 Özür Oranları Cetvelinde aksi belirtilmedikçe balthazard formülü ile toplanarak kişinin özür oranı hesaplanır.
(2) Balthazard formülü aşağıdaki şekilde uygulanır:
a) Özür oranları ayrı ayrı tespit edilir.
b) Bu oranlar en yükseğinden başlanarak sıraya konulur.
c) En yüksek oran, özürlünün tüm vücut fonksiyonunun tamamını gösteren % 100′den çıkarılır.
ç) Bu çıkarmada kalan miktar, sırada ikinci gelen özür oranı ile çarpılır. Çarpımın 100′e bölünmesinden çıkan rakam en yüksek özür oranına eklenir; böylece, birinci ve ikinci rahatsızlıkların özür oranı bulunmuş olur.
d) Özür ikiden fazla ise, birinci ve ikinci rahatsızlıkların özür oranı birinci sıraya ve üçüncü sıradaki özür oranı ise ikinci sıraya alınarak formül tekrarlanır.
e) 60 yaşın üzerindekilerde hesaplanan özürlülük oranına balthazard formülü ile % 10 eklenerek kişinin özür oranı bulunur.
(3) Balthazard formülünün uygulanmasına ilişkin olarak bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-3 Balthazard Hesaplama Tablosu da kullanılabilir.
Kurul kararlarının kaydı
MADDE 12 – (1) Kurul kararlarının kaydı için özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili her hastanede ayrı bir özürlü sağlık kurulu kaydı tutulur. Kurul üyeleri, kaydedilen özürlü sağlık kurulu raporlarının suretlerini de imza ederler. Kararlara muhalefet edenler, raporun kurumda kalan nüshasına ve bu kayıt ortamına gerekçeli olarak muhalefet şerhini yazarak imza ederler. İlgiliye verilecek veya kurumuna gönderilecek rapor nüshaları kurula katılan bütün üyeler tarafından muhalefet gerekçesi yazılmaksızın imzalanır. Kararın oy birliği veya oy çokluğu ile verildiği, raporların karar bölümüne mutlaka yazılır.
(2) Özürlü sağlık kurulu kararları oy çokluğu ile alınır. Oyların eşit olması halinde, kurul başkanının kullandığı oy yönünde karar alınmış sayılır.
Özürlü sağlık kurulu raporunun geçerlilik süresi
MADDE 13 – (1) Özürlü sağlık kurulu raporunun sürekli olup olmadığı ile süreli raporlarda raporun geçerlilik süresi mutlaka belirtilir.
(2) Özürlü sağlık kurulunca kişinin özür durumunun sürekli olduğuna karar verilmesi durumunda, özürlü sağlık kurulu raporunun ilgili bölümünde bu durum belirtilir. Ancak özür durumunun değişmesi halinde, kişinin talebi üzerine rapor ve buna bağlı kişinin özür oranı yeniden belirlenir.
(3) Özürlü sağlık kurulunca özürlünün özür durumunun sürekli olmadığına karar verilmesi halinde de bu husus ilgili bölümde belirlenerek özürlü sağlık kurulu raporunun geçerlilik süresi belirtilir. Zaman içinde değişebilen veya kontrolü gerektiren hastalıklar, hastanın önceki özürlü sağlık kurulu raporu da kurula sunularak, özürlü sağlık kurulunun belirleyeceği süre içinde yeniden görüşülür ve karara bağlanır.
(4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre alınmış olan sürekli raporlar ile süreli raporların geçerlilik süresi dolmadan tekrar rapor alınmak istenmesi durumunda, mükerrer rapor tanzimini önlemek maksadıyla, ilgililerin daha önce özürlü sağlık kurulu raporu alıp almadıklarına ilişkin beyanı istenir. İlgilinin beyanı üzerine veya bir başka şekilde, evvelce özürlü sağlık kurulu raporu verilmiş olduğunun tespiti halinde tekrar rapor verilmez. Kullanım amacına uygun olarak düzenlenmiş ve bu Yönetmelik hükümlerine göre alınmış olan sürekli raporlara sahip kişilerden kurumlarca yeniden rapor istenilmez.
Özürlü sağlık kurulu raporunun onaylanması ve verilişi
MADDE 14 – (1) Raporların usulüne uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği, formdaki bilgilerin tam olarak doldurulup doldurulmadığı kontrol edilerek, gerekiyorsa eksik ve yanlışlıklar düzeltildikten sonra raporlar; kurum müracaatı ise üç nüsha, kişisel müracaatlarda ise iki nüsha olarak düzenlenir ve başhekim tarafından onaylanır.
(2) Özürlü sağlık kurulu raporunun bir nüshası ilgili kişiye verilir. İlgilinin talebi üzerine hazırlanmış olan özürlü sağlık kurulu raporlarından; özürlünün yararlanabileceği hakları sayısınca veya talep ettiği sayıda çoğaltılarak imza edilir, onaylanır ve mühürlenerek ilgiliye verilir. Kurum müracaatlarında ise raporun bir nüshası raporu isteyen kuruma gönderilir.
(3) Raporun bir nüshası, gerektiğinde belgelendirilmesi amacıyla raporu veren sağlık kurumunda saklanır. Raporların saklanma usul ve esasları; sağlık kurumlarının bağlı bulunduğu kurumların ilgili mevzuatına tabidir.
(4) Özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kurumları, özürlü sağlık kurulu raporlarına ait bilgileri Sağlık Bakanlığı veritabanına aktarır. Sağlık Bakanlığı, veritabanındaki bu bilgileri, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının belirlediği veri yapısında Ulusal Özürlüler Veritabanına aktarılmak üzere her ayın ilk haftası Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına elektronik ortamda gönderir. Ayrıca, Sağlık Bakanlığı bu bilgilerin Ulusal Özürlüler Veritabanına aktarılması amacıyla uygun servisler hazırlar. Özürlülük bilgilerinin Ulusal Özürlüler Veritabanına aktarılmasına yönelik teknik yöntem ile özürlülük bilgilerinin elektronik ortamda alınmasına ilişkin usul ve esaslar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından belirlenir.
Vergi indirimine esas raporlar
MADDE 15 – (1) 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre, sakatlık indirimine esas olmak üzere düzenlenen raporlarda, raporu düzenleyen sağlık kuruluşu tarafından işverenin bulunduğu yerdeki il defterdarlığına gönderilen özürlü sağlık kurulu raporu esas alınır.
5233 sayılı Kanun kapsamında verilecek raporlar
MADDE 16 – (1) 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında verilecek sağlık kurulu raporlarında bu Yönetmeliğin özür oranlarına ilişkin hükümleri uygulanır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Atıflar
MADDE 17 – (1) 16/12/2010 tarihli ve 27787 sayılı mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 16/7/2006 tarihli ve 26230 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ile 6/2/1998 tarihli ve 98/10746 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine yapılan atıflar bu Yönetmelik hükümlerine yapılmış sayılır.
Kazanılmış haklar
MADDE 18 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce; özürlüler için düzenlenmiş sağlık kurulu raporlarıyla belirlenmiş olan özür oranları, çalışma gücü kayıp oranları, vücut iş görme gücü kaybı oranları, tüm vücut fonksiyon kaybı oranları geçerli olup bu oranlara dayanılarak sağlanmış sosyal destek ve yardım hizmetlerinin sürdürülebilmesi için yeniden özürlü sağlık kurulu raporu düzenlenmez.
(2) Ancak, süreli verilen raporlar ile ilgili olarak hastaneye yeniden sevk işlemi uyarınca veya herhangi bir sebeple yeni bir rapor istenmesi durumunda, özür oranları, bu Yönetmelik hükümlerine göre yeniden belirlenir.
Yürürlükten kaldırılan yönetmelik
MADDE 19 – (1) 16/12/2010 tarihli ve 27787 sayılı mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük
MADDE 20 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 21 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ile Sağlık Bakanı yürütür.
Ekleri için tıklayınız.
14 Ocak 2012 CUMARTESİResmî GazeteSayı : 28173
YÖNETMELİK
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından:
ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ, SINIFLANDIRMASI VE ÖZÜRLÜLERE VERİLECEK
SAĞLIK KURULU RAPORLARI HAKKINDA YÖNETMELİK
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmelik; özürlü sağlık kurulu raporlarının alınışı, geçerliliği, değerlendirilmesi ve özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarının tespiti ile ilgili usul ve esasları belirlemek; özürlülerle ilgili derecelendirmelere, sınıflandırmalara ve tanımlamalara gereksinim duyulan alanlarda ortak bir uygulama geliştirmek ve uluslararası sınıflandırma ve ölçütlerin kullanımının yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, özürlülere sağlanan haklardan ve verilecek hizmetlerden yararlanmak üzere istenilen özürlü sağlık kurulu raporları ile özürlü sağlık kurulu raporu verebilecek yetkili sağlık kurumlarını ve özürlülerle ilgili sınıflandırma ve ölçütleri kapsar.
(2) 8/10/1986 tarihli ve 86/11092 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği kapsamında asker hastanelerince malullük aylığı bağlanacaklara verilecek özürlü sağlık kurulu raporları ve sosyal güvenlik kuruluşlarınca primli sisteme tabi olanlara bağlanacak malullük aylıkları için istenecek özürlü sağlık kurulu raporları bu Yönetmelik kapsamında değerlendirilmez.
Dayanak
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, 1/7/1976 tarihli ve 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ile 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Ağır özürlü: Özür durumuna göre özür oranı %50 ve üzerinde olduğu tespit edilenlerden günlük yaşam aktivitelerini başkalarının yardımı olmaksızın yerine getiremeyeceğine özürlü sağlık kurulu tarafından karar verilen kişileri,
b) Balthazard formülü: Kişinin özür oranı belirlenirken birden fazla özrü olanlar için kullanılan hesaplama şeklini,
c) Özürlü: Doğuştan veya sonradan; bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılamada güçlükleri olan ve korunma, bakım veya rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişiyi,
ç) Özürlü sağlık kurulu: Kişilerin hastalık ve özürleri hakkında karar vermeye yetkili olan ve bu Yönetmeliğin 6 ncı ve 7 nci maddelerinde belirtilen organları,
d) Özürlü sağlık kurulu raporu: Özürlü sağlık kurulunca hazırlanan, kişilerin özür ve sağlık durumu ile kullanım amacını belirten belgeyi,
e) Özürlülük sınıflandırması: Önemli bir sağlık öğesi olarak özürlülüğün tanımı konusunda ortak ve standart bir dil ve çerçeveyi,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Özürlülük Sınıflandırması
Özürlülük sınıflandırması
MADDE 5 – (1) Özürlülere ilişkin sınıflandırma çalışmalarında, sınıflandırma sistemi olarak; Dünya Sağlık Örgütü tarafından sağlık ve sağlıkla ilgili durumların tanımlanması için ortak standart bir dil ve çerçeve oluşturmak amacı ile geliştirilen ve insanın işlevselliği ve kısıtlılıklarla ilgili durumlarının tanımlanmasını sağlayan çok kapsamlı uluslararası bir sınıflandırma sistemi olan İşlevsellik Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması esas alınır.
(2) Özürlülerin sağlığı ile ilgili durumlarının tanımlanmasında ve her türlü bilginin kodlanmasında, çeşitli disiplinler ve hizmetler açısından verilerin toplanmasında, kaydedilmesinde ve karşılaştırılmasında, özürlülerin tedavisi, rehabilitasyonu, eğitimi ve istihdamı ile ilgili hizmetlerin değerlendirilmesinde, planlanmasında İşlevsellik Yetiyitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması sisteminin kullanılması amacıyla eğitim, öğretim, uygulama ve yaygınlaştırma hizmetleri Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının koordinatörlüğünde, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve ilgili meslek kuruluşlarının işbirliği ile yürütülür.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Özürlü Sağlık Kurulu Raporu Düzenleme Usul ve Esasları
Özürlü sağlık kurulunun teşkili
MADDE 6 – (1) Özürlü sağlık kurulu; iç hastalıkları, göz hastalıkları, kulak-burun-boğaz, genel cerrahi veya ortopedi, nöroloji veya ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlarından oluşur.
(2) Özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kurumunda, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzman hekiminin bulunması halinde, bu uzmanın özürlü sağlık kurulunda yer alması zorunludur.
(3) Değerlendirilecek özür, birinci fıkrada sayılan uzmanlık dallarının dışında ise ilgili dal uzmanının da kurulda bulunması şarttır. Kurulda bulunan hekimler birbirlerinin yerine karar veremezler.
(4) Eğitim ve araştırma hastanelerinde özürlü sağlık kuruluna şefler, bulunmadıkları zaman şef yardımcıları veya şeflerin görevlendirecekleri uzman hekimler girerler. Kurulun başkanı, bu Yönetmeliğin 7 nci maddesinde belirtilen hastanelerin baştabibi veya baştabibin görevlendireceği şef veya ana bilim dalı başkanıdır.
(5) Asker hastanelerinde, Baştabip yardımcısı veya baştabibten sonraki en kıdemli uzman hekim; asker eğitim hastanelerinde ise baştabip tarafından görevlendirilecek diğer üyelerden kıdemli bir öğretim üyesi kurula başkanlık eder.
(6) Sadece bir organ ya da sistemi ilgilendiren özürü bulunanlar için özürlü sağlık kurulu, o özürü ilgilendiren branştan üç uzman ile oluşturulabilir. Bu kurulun başkanlığını ilgili şef ya da anabilim dalı başkanı yürütür.
Yetkili sağlık kurumları
MADDE 7 – (1) Bu Yönetmelikte belirtilen özürlü sağlık kurulu raporlarını düzenlemeye yetkili sağlık kurumlarını ve hakem hastaneleri Sağlık Bakanlığı belirler ve internet sitesinde yayımlar.
(2) Yetkili olmayan sağlık kurumları ile 6 ncı maddede belirtilen şekilde özürlü sağlık kurulunu teşkil edemeyen sağlık kurumlarının verdiği sağlık kurulu raporları değerlendirilmeye alınmaz.
Raporların düzenlenmesi ve özür oranının belirlenmesi
MADDE 8 – (1) Özürlü sağlık kurulu raporları, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 Özürlü Sağlık Kurulu Raporu Formuna uygun olarak düzenlenir.
(2) Kişinin özür oranı, özürlü sağlık kurulunca bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-2 Özür Oranları Cetvelinde bulunan özür oranlarına göre yüzde (%) olarak belirlenerek özürlü sağlık kurulu raporunun ilgili bölümünde rakam ve yazı ile belirtilir. Bu cetvelde adı geçmeyen hastalık ve özürler ile bunlara ait özür oranları, fonksiyon kayıplarına göre özürlü sağlık kurulunca değerlendirilerek belirlenir.
Özürlü sağlık kurulu raporunun doldurulması
MADDE 9 – (1) Özürlü sağlık kurulu raporu formu eksiksiz olarak doldurulur. Özürlü sağlık kurulu raporu, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 Özürlü Sağlık Kurulu Raporu Formunda gösterilen rapor şekline göre; poliklinik muayene tarihi, poliklinik kayıt numarası yazılmak suretiyle, bulgular ve teşhis ayrıntılı olarak yazılıp imza edilir. Yapılan muayene, tetkik ve laboratuvar bulgularına dair bilgiler özürlü sağlık kurulu raporu formuna eklenir. Özürlü sağlık kurulu, özürlü kişiyi bizzat görerek karar verir ve kişinin özür oranını bu Yönetmeliğin 8 inci maddesinde belirtilen esaslara göre belirler.
(2) Özre ilişkin klinik bulgular, radyolojik tetkikler ve laboratuvar bilgileri, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-1 Özürlü Sağlık Kurulu Raporu Formunda gösterilen raporun ön yüzündeki ilgili bölüme özetlenerek yazılır.
(3) Özürlü sağlık kurulu raporları kurul üyelerince mutlaka imzalanır. Okunaklı bir şekilde kaşelenir ve mühürlenir. 15 yaşından büyük özürlülere düzenlenecek olan özürlü sağlık kurulu raporlarında, özürlünün fotoğrafının bulunması zorunludur.
(4) Kişinin ya da kişiyi sevk eden kurumun talebi halinde, kişinin sağlığına etkisi dikkate alınarak çalıştırılamayacağı işlerin niteliği ile raporun kullanım amacı bölümüne; bireyin yararlanmak istediği hak ve hizmetlere ilişkin talepleri belirtilir.
(5) Özürlü sağlık kurulu raporunun sonucu bölümünde yer alan “Ağır Özürlü” kısmında evet ya da hayır ifadesi yazılarak kişinin durumu belirtilir ve bu bölüm hiçbir suretle boş bırakılmaz.
(6) Özürlü sağlık kurulu raporunun ilgili kısmına kişinin özür grubu belirtilir. Gerektiğinde birden fazla özür grubu işaretlenir. Bu kısım boş bırakılmaz.
(7) Kişinin özür durumunun zaman içinde değişme ihtimali olduğu ve hastalık bulgularının tam olarak görülemediği durumlarda kişinin mevcut durumu esas alınarak süreli rapor düzenlenir.
(8) Özürlü sağlık kurulu raporlarının kişinin başvuru tarihinden itibaren en geç yirmi iş gününde tamamlanarak ilgiliye verilmesi esastır.
Özürlü sağlık kurulu raporuna itiraz
MADDE 10 – (1) Özürlü sağlık kurulu raporuna; özürlü, velisi veya vasisi veyahut raporu isteyen kurum tarafından itiraz edilebilir. İlgililer itiraz dilekçesi ve ilk özürlü sağlık kurulu raporunun tasdikli bir örneği ile birlikte, bulunduğu ilin sağlık müdürlüğüne başvurur. İl sağlık müdürlüğünce, özürlü sağlık kurulu raporu alacak kişi en yakın farklı bir özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneye gönderilir. İtiraz edilen özürlü sağlık kurulu raporu ile itiraz üzerine verilen özürlü sağlık kurulu raporundaki kararlar aynı yönde ise özürlü sağlık kurulu raporu kesinleşir.
(2) Özürlü sağlık kurulu raporlarının farklı olması durumunda, Sağlık Bakanlığınca belirlenmiş olan hakem hastanelerden, kişinin ikamet ettiği yere en yakın bir hakem hastaneye, kişi yeniden muayene edilmesi ve özürlü sağlık kurulu raporu tanzim edilmesi amacıyla yine il sağlık müdürlüğü kanalıyla gönderilir. Hakem hastanenin özürlü sağlık kurulunca verilen kararı kesindir.
(3) Milli Savunma Bakanlığına bağlı asker hastanelerince; Türk Silahlı Kuvvetleri personeline verilecek özürlü sağlık kurulu raporlarına itiraz esas ve usulleri Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilgili mevzuat hükümlerine tabidir. Türk Silahlı Kuvvetleri personeline verilecek özürlü sağlık kurulu raporlarına yapılan itirazlar, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Eğitim Hastanesi ve Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Eğitim Hastanesi ile yetkilendirilecek hastanelerce kesin olarak karara bağlanır.
Birden fazla özür durumunun bulunması
MADDE 11 – (1) Birden fazla hastalığı veya özrü bulunanların, özür oranları bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-2 Özür Oranları Cetvelinde aksi belirtilmedikçe balthazard formülü ile toplanarak kişinin özür oranı hesaplanır.
(2) Balthazard formülü aşağıdaki şekilde uygulanır:
a) Özür oranları ayrı ayrı tespit edilir.
b) Bu oranlar en yükseğinden başlanarak sıraya konulur.
c) En yüksek oran, özürlünün tüm vücut fonksiyonunun tamamını gösteren % 100′den çıkarılır.
ç) Bu çıkarmada kalan miktar, sırada ikinci gelen özür oranı ile çarpılır. Çarpımın 100′e bölünmesinden çıkan rakam en yüksek özür oranına eklenir; böylece, birinci ve ikinci rahatsızlıkların özür oranı bulunmuş olur.
d) Özür ikiden fazla ise, birinci ve ikinci rahatsızlıkların özür oranı birinci sıraya ve üçüncü sıradaki özür oranı ise ikinci sıraya alınarak formül tekrarlanır.
e) 60 yaşın üzerindekilerde hesaplanan özürlülük oranına balthazard formülü ile % 10 eklenerek kişinin özür oranı bulunur.
(3) Balthazard formülünün uygulanmasına ilişkin olarak bu Yönetmeliğin ekinde yer alan EK-3 Balthazard Hesaplama Tablosu da kullanılabilir.
Kurul kararlarının kaydı
MADDE 12 – (1) Kurul kararlarının kaydı için özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili her hastanede ayrı bir özürlü sağlık kurulu kaydı tutulur. Kurul üyeleri, kaydedilen özürlü sağlık kurulu raporlarının suretlerini de imza ederler. Kararlara muhalefet edenler, raporun kurumda kalan nüshasına ve bu kayıt ortamına gerekçeli olarak muhalefet şerhini yazarak imza ederler. İlgiliye verilecek veya kurumuna gönderilecek rapor nüshaları kurula katılan bütün üyeler tarafından muhalefet gerekçesi yazılmaksızın imzalanır. Kararın oy birliği veya oy çokluğu ile verildiği, raporların karar bölümüne mutlaka yazılır.
(2) Özürlü sağlık kurulu kararları oy çokluğu ile alınır. Oyların eşit olması halinde, kurul başkanının kullandığı oy yönünde karar alınmış sayılır.
Özürlü sağlık kurulu raporunun geçerlilik süresi
MADDE 13 – (1) Özürlü sağlık kurulu raporunun sürekli olup olmadığı ile süreli raporlarda raporun geçerlilik süresi mutlaka belirtilir.
(2) Özürlü sağlık kurulunca kişinin özür durumunun sürekli olduğuna karar verilmesi durumunda, özürlü sağlık kurulu raporunun ilgili bölümünde bu durum belirtilir. Ancak özür durumunun değişmesi halinde, kişinin talebi üzerine rapor ve buna bağlı kişinin özür oranı yeniden belirlenir.
(3) Özürlü sağlık kurulunca özürlünün özür durumunun sürekli olmadığına karar verilmesi halinde de bu husus ilgili bölümde belirlenerek özürlü sağlık kurulu raporunun geçerlilik süresi belirtilir. Zaman içinde değişebilen veya kontrolü gerektiren hastalıklar, hastanın önceki özürlü sağlık kurulu raporu da kurula sunularak, özürlü sağlık kurulunun belirleyeceği süre içinde yeniden görüşülür ve karara bağlanır.
(4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre alınmış olan sürekli raporlar ile süreli raporların geçerlilik süresi dolmadan tekrar rapor alınmak istenmesi durumunda, mükerrer rapor tanzimini önlemek maksadıyla, ilgililerin daha önce özürlü sağlık kurulu raporu alıp almadıklarına ilişkin beyanı istenir. İlgilinin beyanı üzerine veya bir başka şekilde, evvelce özürlü sağlık kurulu raporu verilmiş olduğunun tespiti halinde tekrar rapor verilmez. Kullanım amacına uygun olarak düzenlenmiş ve bu Yönetmelik hükümlerine göre alınmış olan sürekli raporlara sahip kişilerden kurumlarca yeniden rapor istenilmez.
Özürlü sağlık kurulu raporunun onaylanması ve verilişi
MADDE 14 – (1) Raporların usulüne uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği, formdaki bilgilerin tam olarak doldurulup doldurulmadığı kontrol edilerek, gerekiyorsa eksik ve yanlışlıklar düzeltildikten sonra raporlar; kurum müracaatı ise üç nüsha, kişisel müracaatlarda ise iki nüsha olarak düzenlenir ve başhekim tarafından onaylanır.
(2) Özürlü sağlık kurulu raporunun bir nüshası ilgili kişiye verilir. İlgilinin talebi üzerine hazırlanmış olan özürlü sağlık kurulu raporlarından; özürlünün yararlanabileceği hakları sayısınca veya talep ettiği sayıda çoğaltılarak imza edilir, onaylanır ve mühürlenerek ilgiliye verilir. Kurum müracaatlarında ise raporun bir nüshası raporu isteyen kuruma gönderilir.
(3) Raporun bir nüshası, gerektiğinde belgelendirilmesi amacıyla raporu veren sağlık kurumunda saklanır. Raporların saklanma usul ve esasları; sağlık kurumlarının bağlı bulunduğu kurumların ilgili mevzuatına tabidir.
(4) Özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili sağlık kurumları, özürlü sağlık kurulu raporlarına ait bilgileri Sağlık Bakanlığı veritabanına aktarır. Sağlık Bakanlığı, veritabanındaki bu bilgileri, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının belirlediği veri yapısında Ulusal Özürlüler Veritabanına aktarılmak üzere her ayın ilk haftası Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına elektronik ortamda gönderir. Ayrıca, Sağlık Bakanlığı bu bilgilerin Ulusal Özürlüler Veritabanına aktarılması amacıyla uygun servisler hazırlar. Özürlülük bilgilerinin Ulusal Özürlüler Veritabanına aktarılmasına yönelik teknik yöntem ile özürlülük bilgilerinin elektronik ortamda alınmasına ilişkin usul ve esaslar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından belirlenir.
Vergi indirimine esas raporlar
MADDE 15 – (1) 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu hükümlerine göre, sakatlık indirimine esas olmak üzere düzenlenen raporlarda, raporu düzenleyen sağlık kuruluşu tarafından işverenin bulunduğu yerdeki il defterdarlığına gönderilen özürlü sağlık kurulu raporu esas alınır.
5233 sayılı Kanun kapsamında verilecek raporlar
MADDE 16 – (1) 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında verilecek sağlık kurulu raporlarında bu Yönetmeliğin özür oranlarına ilişkin hükümleri uygulanır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Atıflar
MADDE 17 – (1) 16/12/2010 tarihli ve 27787 sayılı mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 16/7/2006 tarihli ve 26230 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ile 6/2/1998 tarihli ve 98/10746 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine yapılan atıflar bu Yönetmelik hükümlerine yapılmış sayılır.
Kazanılmış haklar
MADDE 18 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce; özürlüler için düzenlenmiş sağlık kurulu raporlarıyla belirlenmiş olan özür oranları, çalışma gücü kayıp oranları, vücut iş görme gücü kaybı oranları, tüm vücut fonksiyon kaybı oranları geçerli olup bu oranlara dayanılarak sağlanmış sosyal destek ve yardım hizmetlerinin sürdürülebilmesi için yeniden özürlü sağlık kurulu raporu düzenlenmez.
(2) Ancak, süreli verilen raporlar ile ilgili olarak hastaneye yeniden sevk işlemi uyarınca veya herhangi bir sebeple yeni bir rapor istenmesi durumunda, özür oranları, bu Yönetmelik hükümlerine göre yeniden belirlenir.
Yürürlükten kaldırılan yönetmelik
MADDE 19 – (1) 16/12/2010 tarihli ve 27787 sayılı mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük
MADDE 20 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 21 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ile Sağlık Bakanı yürütür.
Ekleri için tıklayınız.
Otizm'de En Son Gelismeler
Otizm'de En Son Gelismeler
Iki hafta kadar once Uluslararasi 7. Otizm Konferansi'na katilmak icin Londra'daydim. Kisa adi IMFAR olan bu konferans, daha cok aile birliklerinin sponsorlugunda gerceklesen; otizmde tibbi, genetik, ve egitimsel en son gelismeleri desteklemek ve takip etmek uzere olusturulmus en buyuk konferans. Bu yazida da konferansta sunulan otizm alanindaki en son gelismeleri anlatmaya calisacagim.
Benim konferansta takip ettigim ve en cok dikkatimi ceken gelismeleri iki konu basligi altinda ozetleyebilirim.
1. Genetik ve Tibbi Calismalar:
a. Shank3 geni: Fransiz bir genetik bilimcinin sunmus oldugu calisma belki de beni en cok etkileyen calismalardan biriydi. Bilindigi gibi otizmin buyuk olcude genetik sebeplerden kaynaklandigi artik tamamen kabul ediliyor. Ancak insan vucudundaki hangi genlerin veya genetik degisikliklerin otizme yol actigi hala tam olarak anlasilmis degil. Shank3 geni adi verilen bir gendeki degisikligin (buna tibbi literaturde 22q eksikligi veya 22q deletion adi veriliyor) otizmle, ozellikle de otistik cocuklardaki dil problemleriyle olan iliskisi cok yakin bir zamanda tesbit edilmis durumda. Bence bu gelecekteki calismalar icin oldukca aydinlatici ve umut vaadedici.
b. Yakin zamana kadar uzmanlar arasindaki en buyuk tartisma konularindan birisi de endustriyel atiklar, evlerde ve gunluk hayatta maruz kaldigimiz kimyasal maddeler, metaller, ilaclar vs. gibi "cevresel" etmenlerin, sinir sistemini dogrudan etkileyebildigi icin, otizmle baglantisinin olup olmadigiydi. Son zamanlarda binlerce otistik cocugun taranmasiyla yapilan calismalar bu baglantiyi dogruluyor. Amerika'da guney Kaliforniya'da tarlalarda sezonluk isci olarak calisan Meksika kokenli ailelerin uzun vadede taranmasiyla yapilan bir calisma bunu butun carpiciligiyla ortaya koyuyor. Amerika'da Meksikalilar gibi Latin Amerika kokenlilerde otizmin gorulme sikligi, farkli sebeplerle de olsa, beyaz nufusun oldukca altinda. Yukarda bahsettigim calismada, tarlalarda calisan hamile kadinlardaki pestisid (tarimsal bocek ilaci) miktarlari tesbit edilmis. Cocuklar dogduktan sonra da bunyelerindeki pestisid miktari berlirli araliklarla taranmis. Yalniz burda dikat edilmesi gereken nokta, bu pestisid miktarlari Amerika Tarim Bakanligi'nin kontrolu altinda olup, insan vucudu icin tehlike olusturma sinirinin altinda. Genel olarak, bu grupta otizm orani Amerika'da 150'de 1 olan genel otizm oranindan uc kat daha fazla olarak tesbit edilmis. Ayrica, pestiside daha cok maruz kalmanin otizm riskini artirdigi belirlenmis. Bu calismadaki belki de en ilginc sonuc, pestisid ile sadece otizm arasinda baglantinin saptanmis olmasi. Yapilan tarama sonucunda, pestiside maruz kalma, dikkat eksikligi ve hiperaktivite bozuklugu veya diger cocukluk cagi noro-psikiyatrik sorunlari icin normalin uzerinde bir risk faktoru olusturmuyor.
Son olarak bu calisma kimseyi panikletmesin. Bunlar istatistiksel calismalar olup, ille de sizin cocugunuzda da ayni sorunun olabilecegi anlamina gelmiyor. Ama yine de bazi soru isaretlerini aciklama yonunde bence oldukca aydinlatici.
2. Egitim ve Erken Mudahaledeki Gelismeler:
a. Erken Mudahale: Kanada ve Israil'de yapilan en son calismalar, erken mudahalenin onemini bir kez daha gozler onune seriyor. Burda, Kanada'da 40 ayin altinda olan 130 cocukla yapilan bir calismayi ozetleyecegim. Cocuklar uzmanlar tarafindan haftada 35 saat yogun uygulamali davranis analizi egitimine tabi tutuluyorlar. Bir sene sonunda yapilan testlerde cocuklarin % 47'si normal gelisim surecini yakalayabiliyor. Cocuklarin % 20'sinde otistik belirtiler, en azindan standard testlere gore, tamamen kayboluyor. Ve bu hizli gelismeyi en cok belirleyen faktor ise yas. Diger bir ifadeyle cocuk, erken mudahaleye ne kadar erken baslarsa, egitim o kadar etkili oluyor. Dikkat edin bu calismadaki cocuklarin hepsi zaten 40 ayin altinda. Yani ay farkinin bile ne kadar etkili olabilecegi bir kez daha erken teshisin onemini gundeme getiriyor.
b. Bilgisayar Destekli Egitim: Farkli yas gruplarindaki ve farkli seviyelerdeki otistik cocuklar icin degisik bilgisayar programlari gelistirilmis. Duygulari anlama cd'leri, ses tonunu duzenleme cd'leri, nasil arkadaslik kurulacagini anlatan cd'ler, sosyal icerikli hikayeler anlatan cd'ler, kucuk cocuklar icin uygulamali davranis analizi cercevesinde hazirlanan kavram ve dil ogretimi cd'leri vs. vs. Yalniz bu cd'ler oldukca pahaliydi (tanesi 100 dolardan basliyor). Asagidaki web sitelerinde bu cd'leri bulabilirsiniz. Kredi kartiyla ismarlarsaniz Turkiye'ye kadar gonderiyorlar. Yalniz bu cd'lerin hepsi Ingilizce. Ne kadar faydasi olur bilemiyorum. Ama bilgisayar yazilimindan anlayan birilerine ilham verir ve belki bu sekilde Turkce cd'ler de gelistirirler diye asagiya web sitelerini koymak istedim.
Otizmde en son gelismeler benden simdilik bu kadar!
Iki hafta kadar once Uluslararasi 7. Otizm Konferansi'na katilmak icin Londra'daydim. Kisa adi IMFAR olan bu konferans, daha cok aile birliklerinin sponsorlugunda gerceklesen; otizmde tibbi, genetik, ve egitimsel en son gelismeleri desteklemek ve takip etmek uzere olusturulmus en buyuk konferans. Bu yazida da konferansta sunulan otizm alanindaki en son gelismeleri anlatmaya calisacagim.
Benim konferansta takip ettigim ve en cok dikkatimi ceken gelismeleri iki konu basligi altinda ozetleyebilirim.
1. Genetik ve Tibbi Calismalar:
a. Shank3 geni: Fransiz bir genetik bilimcinin sunmus oldugu calisma belki de beni en cok etkileyen calismalardan biriydi. Bilindigi gibi otizmin buyuk olcude genetik sebeplerden kaynaklandigi artik tamamen kabul ediliyor. Ancak insan vucudundaki hangi genlerin veya genetik degisikliklerin otizme yol actigi hala tam olarak anlasilmis degil. Shank3 geni adi verilen bir gendeki degisikligin (buna tibbi literaturde 22q eksikligi veya 22q deletion adi veriliyor) otizmle, ozellikle de otistik cocuklardaki dil problemleriyle olan iliskisi cok yakin bir zamanda tesbit edilmis durumda. Bence bu gelecekteki calismalar icin oldukca aydinlatici ve umut vaadedici.
b. Yakin zamana kadar uzmanlar arasindaki en buyuk tartisma konularindan birisi de endustriyel atiklar, evlerde ve gunluk hayatta maruz kaldigimiz kimyasal maddeler, metaller, ilaclar vs. gibi "cevresel" etmenlerin, sinir sistemini dogrudan etkileyebildigi icin, otizmle baglantisinin olup olmadigiydi. Son zamanlarda binlerce otistik cocugun taranmasiyla yapilan calismalar bu baglantiyi dogruluyor. Amerika'da guney Kaliforniya'da tarlalarda sezonluk isci olarak calisan Meksika kokenli ailelerin uzun vadede taranmasiyla yapilan bir calisma bunu butun carpiciligiyla ortaya koyuyor. Amerika'da Meksikalilar gibi Latin Amerika kokenlilerde otizmin gorulme sikligi, farkli sebeplerle de olsa, beyaz nufusun oldukca altinda. Yukarda bahsettigim calismada, tarlalarda calisan hamile kadinlardaki pestisid (tarimsal bocek ilaci) miktarlari tesbit edilmis. Cocuklar dogduktan sonra da bunyelerindeki pestisid miktari berlirli araliklarla taranmis. Yalniz burda dikat edilmesi gereken nokta, bu pestisid miktarlari Amerika Tarim Bakanligi'nin kontrolu altinda olup, insan vucudu icin tehlike olusturma sinirinin altinda. Genel olarak, bu grupta otizm orani Amerika'da 150'de 1 olan genel otizm oranindan uc kat daha fazla olarak tesbit edilmis. Ayrica, pestiside daha cok maruz kalmanin otizm riskini artirdigi belirlenmis. Bu calismadaki belki de en ilginc sonuc, pestisid ile sadece otizm arasinda baglantinin saptanmis olmasi. Yapilan tarama sonucunda, pestiside maruz kalma, dikkat eksikligi ve hiperaktivite bozuklugu veya diger cocukluk cagi noro-psikiyatrik sorunlari icin normalin uzerinde bir risk faktoru olusturmuyor.
Son olarak bu calisma kimseyi panikletmesin. Bunlar istatistiksel calismalar olup, ille de sizin cocugunuzda da ayni sorunun olabilecegi anlamina gelmiyor. Ama yine de bazi soru isaretlerini aciklama yonunde bence oldukca aydinlatici.
2. Egitim ve Erken Mudahaledeki Gelismeler:
a. Erken Mudahale: Kanada ve Israil'de yapilan en son calismalar, erken mudahalenin onemini bir kez daha gozler onune seriyor. Burda, Kanada'da 40 ayin altinda olan 130 cocukla yapilan bir calismayi ozetleyecegim. Cocuklar uzmanlar tarafindan haftada 35 saat yogun uygulamali davranis analizi egitimine tabi tutuluyorlar. Bir sene sonunda yapilan testlerde cocuklarin % 47'si normal gelisim surecini yakalayabiliyor. Cocuklarin % 20'sinde otistik belirtiler, en azindan standard testlere gore, tamamen kayboluyor. Ve bu hizli gelismeyi en cok belirleyen faktor ise yas. Diger bir ifadeyle cocuk, erken mudahaleye ne kadar erken baslarsa, egitim o kadar etkili oluyor. Dikkat edin bu calismadaki cocuklarin hepsi zaten 40 ayin altinda. Yani ay farkinin bile ne kadar etkili olabilecegi bir kez daha erken teshisin onemini gundeme getiriyor.
b. Bilgisayar Destekli Egitim: Farkli yas gruplarindaki ve farkli seviyelerdeki otistik cocuklar icin degisik bilgisayar programlari gelistirilmis. Duygulari anlama cd'leri, ses tonunu duzenleme cd'leri, nasil arkadaslik kurulacagini anlatan cd'ler, sosyal icerikli hikayeler anlatan cd'ler, kucuk cocuklar icin uygulamali davranis analizi cercevesinde hazirlanan kavram ve dil ogretimi cd'leri vs. vs. Yalniz bu cd'ler oldukca pahaliydi (tanesi 100 dolardan basliyor). Asagidaki web sitelerinde bu cd'leri bulabilirsiniz. Kredi kartiyla ismarlarsaniz Turkiye'ye kadar gonderiyorlar. Yalniz bu cd'lerin hepsi Ingilizce. Ne kadar faydasi olur bilemiyorum. Ama bilgisayar yazilimindan anlayan birilerine ilham verir ve belki bu sekilde Turkce cd'ler de gelistirirler diye asagiya web sitelerini koymak istedim.
Otizmde en son gelismeler benden simdilik bu kadar!
Engelilerin Hakları Nelerdir
Anayasal düzenlemelerle engelliliğin önlenmesi, engellilerin eğitim, sağlık, rehabilitasyon, istihdam, bakım ve sosyal güvenliğine ilişkin sorunlarının çözümüyle her yönden gelişmelerini ve karşılaştıkları engelleri kaldırmayı sağlayacak tedbirleri almak, toplumsal yaşama katılmalarını sağlamak ve bu hizmetler için gerekli düzenlemeleri yapmak engelli haklarıyla hedeflenmiştir.
-Özürlülerle ilgili, sivil toplum örgütleri 2908 sayılı kanuna göre dernekler, federasyonlar, konfederasyonlar şeklinde örgütlenmiştir.
-Özel eğitime ve bakıma ihtiyaç duyan çocukları yetiştirmek için özel tedbirler alınır.
-Hamilelik döneminde anne adaylarına bebeğin, zihinsel ve fiziksel özürlü olup olmadığının araştırılması amacıyla genetik danışma hizmeti sunulmaktadır.
-Uzun süre hastanede tedavi gören çocuklar için bazı hastanelerde “ Hastane İlköğretim Okulları” bulunmaktadır.
-Özürlü çocukların resmi yada özel eğitim merkezlerinden aldıkları eğitime ilişkin giderlerin bir kısmı çalışılan kurum, sosyal sigortalar kurumu veya emekli sandığı tarafından bütçe uygulama talimatları doğrultusunda karşılanmaktadır.
-Tüm şehirlerde Rehberlik ve Araştırma Merkezi bulunmaktadır. Engelli çocuğu olan aileler bu merkezlere başvurarak danışmanlık hizmeti alabilirler.
-Rehberlik Araştırma Merkezlerinden yönlendirme raporu ve özürlü sağlık kurulu raporu alan engelli çocuklar için Milli Eğitim Bakanlığı eğitim yardımı yapmaktadır.
-Okullarda kaynaştırma eğitimine ağırlık verilmektedir.
-Zorunlu ilköğretim çağında oldukları halde özürlü olan çocukların özel eğitim ve öğretim görmeleri sağlanır.
-Özürlülerin profesyonel olarak spor yapmaları için Devlet Bakanlığına bağlı Özürlüler Spor Federasyonu vardır.
-Zihinsel engelliler özür derecelerine göre yapılandırılmış okullarda yada kaynaştırma okullarında eğitim alabilirler.
-İlköğretimi bitiren görme engelli öğrenciler öğrenimlerine normal okullarda kaynaştırma eğitimiyle devam etmektedirler.
-Braille alfabesi ile yazılmış ortaöğretim ders kitapları görme engelliler akşam sanat ve basım evi matbaasında basılıp istek halinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmaktadır.
-Ortopedik ve görme engelliler için üniversite sınavında uygun mekanlar hazırlanır. Görme özürlüler ve az görenler için 30 dakika ek sınav süresi verilir, sınav sorularını okuyacak yanıtları yazacak yardımcı refakatçi eşliğinde sınava girme olanağı sağlanır.
-Az gören üniversite öğrencileri fakülte/ yükseköğretim bölüm amirliklerine yazılı olarak başvurup sınav sorularının büyük puntolu harflerle yazılmış olmalarını sağlayabilirler.
-İşitme engellilere okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde gündüzlü ve yatılı eğitim hizmeti verilmektedir.
-İşitme engelli çocuklar meslek liselerine sınavsız yerleşebilirler.
-İşitme özürlü öğrenciler ortaöğrenimlerini tamamladıktan sonra yükseköğrenimlerini Eskişehir Anadolu Üniversitesi’ ne bağlı Entegre Yüksek Okulunda devam ettirebilirler.
-Ortopedik özürlülere okul öncesi, ilköğretim ve meslek lisesi düzeyinde yatılı ve gündüzlü olmak üzere eğitim olanağı sunulmaktadır.
-Yüksek öğretim kurumuna girmeye hak kazanan ve kayıt yaptıran öğrenci ilk yılında bulunduğu ildeki valilik bünyesindeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfına başvurarak Başbakanlık bursundan yararlanabilir, ders araç ve gereçlerinin temini konusunda destek alabilir.
-Özürlü öğrenciler Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün öğrenci yurtlarından faydalanabilirler.
-% 40 ın üzerinde özürlü olduğunu belgeleyenlere Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından uygulanan harç ve öğrenim kredilerinde öncelik tanınmakta ve kredinin geri ödenmesinde % 50 indirim uygulanmaktadır.
-Özürlü bulunan yurtlarda özürlüler için tuvalet, binanın kat durumuna göre rampa, asansör bulunması zorunludur.
-Özürlü vatandaşlarımız için Türkiye İş Kurumu, Mesleki Eğitim Merkezleri, Halk Eğitim Merkezleri,özel dershaneler, belediyeler, özürlülerle ilgili dernekler ve vakıflar meslek edinme kursları açmaktadır.
-Milli Eğitim Bakanlığı özel eğitime muhtaç kişilere özel meslek kursları düzenler. Bu kişiler kurslara devam ettikleri sürece kanunen çırak ve öğrencilere verilen haklardan yararlanabilirler. Meslek edinme kurslarından yararlanan engelli vatandaşlara işe yerleştirilmede öncelik tanınmaktadır.
-18 yaşını bitiren ve herhangi bir geliri olmayan engelli vatandaşlar bulunduğu yerdeki valilik veya kaymakamlık makamına yada emekli sandığına başvurarak aylık bağlanmasını talep edebilirler.
-Herhangi bir sosyal güvencesi olmayan özürlü vatandaşlarımızın aldıkları sağlık kurulu raporlarından evrak parası talep edilmemektedir.
-Özür oranı % 70 in üzerinde olan bakıma muhtaç ağır engelli kişilerin yakınlarına aylık 1 net asgari ücret ödemesi yapılmaktadır. Bu yardımdan yararlanmak isteyen kişilerin kişi başına düşen aylık gelirlerinin asgari net ücretin üçte ikisinin altında olması gerekmektedir.
-Özür oranı % 40 ın üzerinde muhtaç olan engellilere özürlü aylığı bağlanmaktadır.
-Sosyal güvencesi olmayan ve tedavi giderlerini karşılayamayan engelli bireylerle özürlü maaşı alan engelli bireylere yeşil kart verilmektedir.
-Muhtaç durumda olan, sosyal güvenliği olmayan, sosyal güvenlik kurumlarından aylık almayan özürlü vatandaşlar sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik fonuna başvurabilirler. Sosyal güvenlik kurumuna bağlı olup, tedavi masrafları ve yardımcı araç ve gereçleri kurumlarca karşılanmayan kısmı içinde sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına başvurabilirler.
-Sosyal güvenlik kurumlarında Bağ-Kur hariç olarak iyileştirme hükümleri ile engelsiz sigortalılara oranla daha erken emekli olma imkanı sunulmuştur.
-Çalışma gücünün asgari % 80 ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı 1. derece sakat, asgari % 60 ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı 2. derece sakat, asgari % 40 ı kaybetmiş bulunan hizmet erbabı 3. derece sakat sayılır. Sakatlık indiriminden faydalanırlar.
-Harp malul ve vazife malulleri ve kendilerine refakat eden eşleri, şehitlerin aileleri, Denizcilik Bankası ve Devlet Demiryolları iç hatlar vasıtalarında 1. mevkide, belediye araçlarında ücretsiz yolculuk ederler. Kendisine aylık bağlanan dul eşde bu haktan yararlanabilir. Bu kanun kapsamına girenler ve aileleri, dul eşleri genel ve katma bütçeli dairelere bağlı hastanelerde ücretsiz tedavi görebilirler, ilaç bedelleri devlet tarafından ödenir.
-Engellilerin kullandıkları araçlar ve gereçler il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları tarafından karşılanabilmektedir.
-Sosyal güvenlik kuruluşlarından karşılanan araçlar ve gereçler standartlara uygun olmalıdır.
-Özürlü olan vatandaşlar kendi işlerini kurma durumlarında gelir vergisi indiriminden yararlanabilirler.
-Belediyelere ait ve belediyeler tarafından işletilen veya kiraya verilen işyerlerinin ( büfeler, otoparklar ) özürlüler tarafından işletilmesi konusunda kolaylık sağlanmaktadır.
-Özürlü işçiler diğer işçilere yapılan sosyal yardımlardan aynen faydalanabilirler.
-Kamu ve özel sektörde özürlü işçilere iş bulmayı sağlayacak kurum Türkiye İş Kurumudur.
-Kamu kurumlarının engelli memur çalıştırma yükümlülüklerini takip ve denetleme Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapılmaktadır.
-Kurum ve kuruluşlar işyerlerini engelli vatandaşların çalışmalarını kolaylaştıracak şekilde düzenlemek, gerekli olan tedbirleri almak, engelli bireylerin çalışmalarıyla ilgili özel araç ve gereçleri temin etmek zorundadırlar.
-İşverenlerin belirli bir mesleği olan özürlüleri öncelikle meslekleriyle ilgili işlerde çalıştırmaları gerekmektedir.
-Serbest meslek sahibi ve ücretli çalışan özürlü bireyler ile kendisi özürlü olmayan ailesinde özürlü kişi bulunan serbest meslek sahibi ile ücretliler vergi indiriminden yararlanır.
-50 ve daha çok işçi çalıştıran kamu %4, özel sektör işletmeleri %3 özürlü çalıştırmak zorundadır.İşletmelere kesilen para cezaları özürlü vatandaşların istihdamı için kullanılmaktadır.
-Yasal kotasının üzerinde özürlü birey çalıştıran işverenlerinin sigorta primlerinin yarısı devlet tarafından karşılanmaktadır.
-Toplu iş görüşmelerinde özürlü işçiler aleyhine hükümler konulamaz.
-Özürlü bireylerin çalıştığı kamu kurum ve kuruluşları özelleştirme kapsamındaysa kapatma, tasfiye dışında özürlü çalışanları işten çıkaramazlar. Kapatma veya tasfiye halinde işine son verilen özürlü vatandaşlar ildeki Türkiye İş Kurumuna başvurmalıdır. Bu durumda iş kaybı tazminatı, kurumun diğer çalışanlara tanıdığı hakların iki katı oranında ödenmektedir.
-Özürlü vatandaşlara ayrılan boş devlet memuru kadroları için her yıl Nisan- Mayıs, Temmuz- Ağustos veya Ekim-Kasım aylarında sınav yapılmaktadır. Sınav duyuruları resmi gazatede, tirajı yüksek ulusal gazetelerde ve TRT televizyon ve radyo kanallarında yapılmaktadır. Kurumlar işin özelliği gerektirmediği sürece özür grupları ve özür oranında ayırım getiremezler. Sınavlarda özürün özelliğine göre kurumların refakatçi bulundurmaları gerekir.
-Türk Hava Yolları ile seyahat halinde belirlenen esaslar doğrultusunda engelliler % 40 oranında indirimden faydalanabilir.
-Devlet Demiryolları ana hat yolcu trenleri ile yolculuk eden özürlüler % 20 indirimden faydalanır.
-Belediyeler özürlülere uygun düzenlemeleri standartlara uygun olarak yapmak zorundadırlar.
-Belediyeler toplu taşıma araçlarından özürlü vatandaşları ücretsiz veya indirimli olarak yararlandırmak zorundadır.
-El ve ayak fonksiyonlarını tamamen kaybetmiş özürlülerin yurtdışından getirecekleri özel tertibatlı minibüsler gümrük vergisinden muaftır.
-4760 sayılı özel tüketim vergisi kanununa göre aracı sakatlığına uygun hareket ettiren özel tertibatı bulunanların malul ve sakatlar tarafından 5 yılda bir kereye mahsus olmak üzere % 90 ve üzeri oranda raporu bulunan özürlüler yeni otomobil ve bazı ticari araçlarda ÖTV den muaftır.
-Özürlü bireyler trafik akışını engellememek koşulu ile özürlü kimlik belgesinin aracın önünde görünecek şekilde park etmeye elverişli alanlara park edebilirler.
-Özürlü bireyler H sınıfı sürücü belgesiyle özel tertibatlı araç kullanabilirler.
-H sınıfı sürücü belgesi olan özürlü bireyler yurtiçinde aldıkları özel tertibatlı otomobillerde katma değer vergisi indiriminden yararlanabilir, taşıt alım vergisinden muaf sayılırlar.
-H sınıfı sürücü belgesi olan özürlülerden uygun şartları taşıyanlar yurtdışından getirecekleri özel tertibatlı araçlar için gümrük vergisi ödemezler.
-Özürlü vatandaşlar Turkcell, Telsim hatlı cep telefonlarından görüşme ücretinden indirimli yararlanabilirler.
-Devlet tiyatroları özürlülere gösterilerini ücretsiz sunmaktadır.
-Ülkemizde özürlülere hizmet veren iki diş kliniği bulunmaktadır.
-Özürlülere bakım hizmeti veren kuruluşların hizmetleri katma değer vergisinden muaftır.
-Oy kullanırken seçim kurullarının özürlü vatandaşlar için düzenleme yapmaları gerekmektedir.
-İmar mevzuatına ulaşılabilirlikte kolaylıklar sağlanmıştır. Konutlar, umumi binalar, kaldırımlar, yaya yolları engellilerin ulaşabilirliğine uygun olmak zorundadır.
-Kızılay muhtaç hastalara, fiziksel özürlülere tedavi yardımı yapar.
-Özürlülerle ilgili, sivil toplum örgütleri 2908 sayılı kanuna göre dernekler, federasyonlar, konfederasyonlar şeklinde örgütlenmiştir.
-Özel eğitime ve bakıma ihtiyaç duyan çocukları yetiştirmek için özel tedbirler alınır.
-Hamilelik döneminde anne adaylarına bebeğin, zihinsel ve fiziksel özürlü olup olmadığının araştırılması amacıyla genetik danışma hizmeti sunulmaktadır.
-Uzun süre hastanede tedavi gören çocuklar için bazı hastanelerde “ Hastane İlköğretim Okulları” bulunmaktadır.
-Özürlü çocukların resmi yada özel eğitim merkezlerinden aldıkları eğitime ilişkin giderlerin bir kısmı çalışılan kurum, sosyal sigortalar kurumu veya emekli sandığı tarafından bütçe uygulama talimatları doğrultusunda karşılanmaktadır.
-Tüm şehirlerde Rehberlik ve Araştırma Merkezi bulunmaktadır. Engelli çocuğu olan aileler bu merkezlere başvurarak danışmanlık hizmeti alabilirler.
-Rehberlik Araştırma Merkezlerinden yönlendirme raporu ve özürlü sağlık kurulu raporu alan engelli çocuklar için Milli Eğitim Bakanlığı eğitim yardımı yapmaktadır.
-Okullarda kaynaştırma eğitimine ağırlık verilmektedir.
-Zorunlu ilköğretim çağında oldukları halde özürlü olan çocukların özel eğitim ve öğretim görmeleri sağlanır.
-Özürlülerin profesyonel olarak spor yapmaları için Devlet Bakanlığına bağlı Özürlüler Spor Federasyonu vardır.
-Zihinsel engelliler özür derecelerine göre yapılandırılmış okullarda yada kaynaştırma okullarında eğitim alabilirler.
-İlköğretimi bitiren görme engelli öğrenciler öğrenimlerine normal okullarda kaynaştırma eğitimiyle devam etmektedirler.
-Braille alfabesi ile yazılmış ortaöğretim ders kitapları görme engelliler akşam sanat ve basım evi matbaasında basılıp istek halinde ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmaktadır.
-Ortopedik ve görme engelliler için üniversite sınavında uygun mekanlar hazırlanır. Görme özürlüler ve az görenler için 30 dakika ek sınav süresi verilir, sınav sorularını okuyacak yanıtları yazacak yardımcı refakatçi eşliğinde sınava girme olanağı sağlanır.
-Az gören üniversite öğrencileri fakülte/ yükseköğretim bölüm amirliklerine yazılı olarak başvurup sınav sorularının büyük puntolu harflerle yazılmış olmalarını sağlayabilirler.
-İşitme engellilere okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde gündüzlü ve yatılı eğitim hizmeti verilmektedir.
-İşitme engelli çocuklar meslek liselerine sınavsız yerleşebilirler.
-İşitme özürlü öğrenciler ortaöğrenimlerini tamamladıktan sonra yükseköğrenimlerini Eskişehir Anadolu Üniversitesi’ ne bağlı Entegre Yüksek Okulunda devam ettirebilirler.
-Ortopedik özürlülere okul öncesi, ilköğretim ve meslek lisesi düzeyinde yatılı ve gündüzlü olmak üzere eğitim olanağı sunulmaktadır.
-Yüksek öğretim kurumuna girmeye hak kazanan ve kayıt yaptıran öğrenci ilk yılında bulunduğu ildeki valilik bünyesindeki sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfına başvurarak Başbakanlık bursundan yararlanabilir, ders araç ve gereçlerinin temini konusunda destek alabilir.
-Özürlü öğrenciler Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünün öğrenci yurtlarından faydalanabilirler.
-% 40 ın üzerinde özürlü olduğunu belgeleyenlere Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından uygulanan harç ve öğrenim kredilerinde öncelik tanınmakta ve kredinin geri ödenmesinde % 50 indirim uygulanmaktadır.
-Özürlü bulunan yurtlarda özürlüler için tuvalet, binanın kat durumuna göre rampa, asansör bulunması zorunludur.
-Özürlü vatandaşlarımız için Türkiye İş Kurumu, Mesleki Eğitim Merkezleri, Halk Eğitim Merkezleri,özel dershaneler, belediyeler, özürlülerle ilgili dernekler ve vakıflar meslek edinme kursları açmaktadır.
-Milli Eğitim Bakanlığı özel eğitime muhtaç kişilere özel meslek kursları düzenler. Bu kişiler kurslara devam ettikleri sürece kanunen çırak ve öğrencilere verilen haklardan yararlanabilirler. Meslek edinme kurslarından yararlanan engelli vatandaşlara işe yerleştirilmede öncelik tanınmaktadır.
-18 yaşını bitiren ve herhangi bir geliri olmayan engelli vatandaşlar bulunduğu yerdeki valilik veya kaymakamlık makamına yada emekli sandığına başvurarak aylık bağlanmasını talep edebilirler.
-Herhangi bir sosyal güvencesi olmayan özürlü vatandaşlarımızın aldıkları sağlık kurulu raporlarından evrak parası talep edilmemektedir.
-Özür oranı % 70 in üzerinde olan bakıma muhtaç ağır engelli kişilerin yakınlarına aylık 1 net asgari ücret ödemesi yapılmaktadır. Bu yardımdan yararlanmak isteyen kişilerin kişi başına düşen aylık gelirlerinin asgari net ücretin üçte ikisinin altında olması gerekmektedir.
-Özür oranı % 40 ın üzerinde muhtaç olan engellilere özürlü aylığı bağlanmaktadır.
-Sosyal güvencesi olmayan ve tedavi giderlerini karşılayamayan engelli bireylerle özürlü maaşı alan engelli bireylere yeşil kart verilmektedir.
-Muhtaç durumda olan, sosyal güvenliği olmayan, sosyal güvenlik kurumlarından aylık almayan özürlü vatandaşlar sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik fonuna başvurabilirler. Sosyal güvenlik kurumuna bağlı olup, tedavi masrafları ve yardımcı araç ve gereçleri kurumlarca karşılanmayan kısmı içinde sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına başvurabilirler.
-Sosyal güvenlik kurumlarında Bağ-Kur hariç olarak iyileştirme hükümleri ile engelsiz sigortalılara oranla daha erken emekli olma imkanı sunulmuştur.
-Çalışma gücünün asgari % 80 ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı 1. derece sakat, asgari % 60 ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı 2. derece sakat, asgari % 40 ı kaybetmiş bulunan hizmet erbabı 3. derece sakat sayılır. Sakatlık indiriminden faydalanırlar.
-Harp malul ve vazife malulleri ve kendilerine refakat eden eşleri, şehitlerin aileleri, Denizcilik Bankası ve Devlet Demiryolları iç hatlar vasıtalarında 1. mevkide, belediye araçlarında ücretsiz yolculuk ederler. Kendisine aylık bağlanan dul eşde bu haktan yararlanabilir. Bu kanun kapsamına girenler ve aileleri, dul eşleri genel ve katma bütçeli dairelere bağlı hastanelerde ücretsiz tedavi görebilirler, ilaç bedelleri devlet tarafından ödenir.
-Engellilerin kullandıkları araçlar ve gereçler il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları tarafından karşılanabilmektedir.
-Sosyal güvenlik kuruluşlarından karşılanan araçlar ve gereçler standartlara uygun olmalıdır.
-Özürlü olan vatandaşlar kendi işlerini kurma durumlarında gelir vergisi indiriminden yararlanabilirler.
-Belediyelere ait ve belediyeler tarafından işletilen veya kiraya verilen işyerlerinin ( büfeler, otoparklar ) özürlüler tarafından işletilmesi konusunda kolaylık sağlanmaktadır.
-Özürlü işçiler diğer işçilere yapılan sosyal yardımlardan aynen faydalanabilirler.
-Kamu ve özel sektörde özürlü işçilere iş bulmayı sağlayacak kurum Türkiye İş Kurumudur.
-Kamu kurumlarının engelli memur çalıştırma yükümlülüklerini takip ve denetleme Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapılmaktadır.
-Kurum ve kuruluşlar işyerlerini engelli vatandaşların çalışmalarını kolaylaştıracak şekilde düzenlemek, gerekli olan tedbirleri almak, engelli bireylerin çalışmalarıyla ilgili özel araç ve gereçleri temin etmek zorundadırlar.
-İşverenlerin belirli bir mesleği olan özürlüleri öncelikle meslekleriyle ilgili işlerde çalıştırmaları gerekmektedir.
-Serbest meslek sahibi ve ücretli çalışan özürlü bireyler ile kendisi özürlü olmayan ailesinde özürlü kişi bulunan serbest meslek sahibi ile ücretliler vergi indiriminden yararlanır.
-50 ve daha çok işçi çalıştıran kamu %4, özel sektör işletmeleri %3 özürlü çalıştırmak zorundadır.İşletmelere kesilen para cezaları özürlü vatandaşların istihdamı için kullanılmaktadır.
-Yasal kotasının üzerinde özürlü birey çalıştıran işverenlerinin sigorta primlerinin yarısı devlet tarafından karşılanmaktadır.
-Toplu iş görüşmelerinde özürlü işçiler aleyhine hükümler konulamaz.
-Özürlü bireylerin çalıştığı kamu kurum ve kuruluşları özelleştirme kapsamındaysa kapatma, tasfiye dışında özürlü çalışanları işten çıkaramazlar. Kapatma veya tasfiye halinde işine son verilen özürlü vatandaşlar ildeki Türkiye İş Kurumuna başvurmalıdır. Bu durumda iş kaybı tazminatı, kurumun diğer çalışanlara tanıdığı hakların iki katı oranında ödenmektedir.
-Özürlü vatandaşlara ayrılan boş devlet memuru kadroları için her yıl Nisan- Mayıs, Temmuz- Ağustos veya Ekim-Kasım aylarında sınav yapılmaktadır. Sınav duyuruları resmi gazatede, tirajı yüksek ulusal gazetelerde ve TRT televizyon ve radyo kanallarında yapılmaktadır. Kurumlar işin özelliği gerektirmediği sürece özür grupları ve özür oranında ayırım getiremezler. Sınavlarda özürün özelliğine göre kurumların refakatçi bulundurmaları gerekir.
-Türk Hava Yolları ile seyahat halinde belirlenen esaslar doğrultusunda engelliler % 40 oranında indirimden faydalanabilir.
-Devlet Demiryolları ana hat yolcu trenleri ile yolculuk eden özürlüler % 20 indirimden faydalanır.
-Belediyeler özürlülere uygun düzenlemeleri standartlara uygun olarak yapmak zorundadırlar.
-Belediyeler toplu taşıma araçlarından özürlü vatandaşları ücretsiz veya indirimli olarak yararlandırmak zorundadır.
-El ve ayak fonksiyonlarını tamamen kaybetmiş özürlülerin yurtdışından getirecekleri özel tertibatlı minibüsler gümrük vergisinden muaftır.
-4760 sayılı özel tüketim vergisi kanununa göre aracı sakatlığına uygun hareket ettiren özel tertibatı bulunanların malul ve sakatlar tarafından 5 yılda bir kereye mahsus olmak üzere % 90 ve üzeri oranda raporu bulunan özürlüler yeni otomobil ve bazı ticari araçlarda ÖTV den muaftır.
-Özürlü bireyler trafik akışını engellememek koşulu ile özürlü kimlik belgesinin aracın önünde görünecek şekilde park etmeye elverişli alanlara park edebilirler.
-Özürlü bireyler H sınıfı sürücü belgesiyle özel tertibatlı araç kullanabilirler.
-H sınıfı sürücü belgesi olan özürlü bireyler yurtiçinde aldıkları özel tertibatlı otomobillerde katma değer vergisi indiriminden yararlanabilir, taşıt alım vergisinden muaf sayılırlar.
-H sınıfı sürücü belgesi olan özürlülerden uygun şartları taşıyanlar yurtdışından getirecekleri özel tertibatlı araçlar için gümrük vergisi ödemezler.
-Özürlü vatandaşlar Turkcell, Telsim hatlı cep telefonlarından görüşme ücretinden indirimli yararlanabilirler.
-Devlet tiyatroları özürlülere gösterilerini ücretsiz sunmaktadır.
-Ülkemizde özürlülere hizmet veren iki diş kliniği bulunmaktadır.
-Özürlülere bakım hizmeti veren kuruluşların hizmetleri katma değer vergisinden muaftır.
-Oy kullanırken seçim kurullarının özürlü vatandaşlar için düzenleme yapmaları gerekmektedir.
-İmar mevzuatına ulaşılabilirlikte kolaylıklar sağlanmıştır. Konutlar, umumi binalar, kaldırımlar, yaya yolları engellilerin ulaşabilirliğine uygun olmak zorundadır.
-Kızılay muhtaç hastalara, fiziksel özürlülere tedavi yardımı yapar.
Otizmin Tipik Belirtileri
Otizm tanılı bireyler aşağıdaki tipik davranışların en az yarısını gösterirler. Bu semptomlar çok hafif ya da çok şiddetli olabilir. Her bir semptomun etkisi de diğerinden farklı olabilir. Ayrıca, bu davranışlar birçok farklı sebeple ortaya çıkarak, gelişimine uygun olmayacak şekilde sergilenebilir.
Göz kontağı kısıtlıdır yada yoktur.
Çevreye ilgisizdirler.
Adına tepki vermezler.
Aşırı hareketli yada hareketsiz olabilirler.
Bazıları fiziksel temasa (öpülme, sarılma vs.) izin vermez yada hoşlanmazlar.
Çoğunlukla insanları değil cansız varlıkları tercih ederler.
Sosyal ve duygusal açıdan kendilerini izole ederler.
İşaret etmezler, ihtiyaçlarını yetişkinin elini kullanarak ifade ederler.
Taklit becerisi yoktur yada sınırlıdır.
Konuşma birçoğunda gelişmemiştir.
Konuşma gelişse bile bunu iletişim aracı olarak kullanmazlar.
Ekolaliktirler, söylenenleri papağan gibi tekrar ederler.
Zamirleri ters kullanırlar.
Uygun olmayan vurgulamalar, kalıp cümlelerle konuşurlar.
Mekanik ve tek düze ses tonu kullanırlar.
Uygunsuz gülme ve kıkırdamalar vardır.
Düzen takıntıları vardır.
Nesne takıntıları vardır. Objelere gereksiz yere bağlanma…(İp, pet şişe, araba… vs)
Rutinlerindeki değişikliklere tepki gösterirler.
Tekrarlayan davranışları (stereotipiler) vardır. (Nesneleri çevirme, el çırpma, kanat çırpma, zıplama, kendi etrafında dönme, parmak ucunda yürüme…)
Oyuncaklarla gerektiği gibi oynamazlar. (Arabaları dizerler,topu çevirirler…)
Hayali oyun oynamazlar.
Sürekli aynı oyunları oynamayı tercih ederler.
Bazıları çok inatçıdır.
Bazıları ses, acı, koku, ışık ve dokunuşa aşırı hassasiyet gösterebilir.
Bazıları soğuk, sıcak, acıya duyarsız olabilir.
Bazıları tehlikeye karşı duyarsız olabilir.
Yemek yeme bozuklukları vardır.
Bazıları kendine, çevresindekilere ve eşyalara zarar verebilir.
Beklemeye yada isteklerini ertelemeye pek tahammüllü değillerdir.
Göz kontağı kısıtlıdır yada yoktur.
Çevreye ilgisizdirler.
Adına tepki vermezler.
Aşırı hareketli yada hareketsiz olabilirler.
Bazıları fiziksel temasa (öpülme, sarılma vs.) izin vermez yada hoşlanmazlar.
Çoğunlukla insanları değil cansız varlıkları tercih ederler.
Sosyal ve duygusal açıdan kendilerini izole ederler.
İşaret etmezler, ihtiyaçlarını yetişkinin elini kullanarak ifade ederler.
Taklit becerisi yoktur yada sınırlıdır.
Konuşma birçoğunda gelişmemiştir.
Konuşma gelişse bile bunu iletişim aracı olarak kullanmazlar.
Ekolaliktirler, söylenenleri papağan gibi tekrar ederler.
Zamirleri ters kullanırlar.
Uygun olmayan vurgulamalar, kalıp cümlelerle konuşurlar.
Mekanik ve tek düze ses tonu kullanırlar.
Uygunsuz gülme ve kıkırdamalar vardır.
Düzen takıntıları vardır.
Nesne takıntıları vardır. Objelere gereksiz yere bağlanma…(İp, pet şişe, araba… vs)
Rutinlerindeki değişikliklere tepki gösterirler.
Tekrarlayan davranışları (stereotipiler) vardır. (Nesneleri çevirme, el çırpma, kanat çırpma, zıplama, kendi etrafında dönme, parmak ucunda yürüme…)
Oyuncaklarla gerektiği gibi oynamazlar. (Arabaları dizerler,topu çevirirler…)
Hayali oyun oynamazlar.
Sürekli aynı oyunları oynamayı tercih ederler.
Bazıları çok inatçıdır.
Bazıları ses, acı, koku, ışık ve dokunuşa aşırı hassasiyet gösterebilir.
Bazıları soğuk, sıcak, acıya duyarsız olabilir.
Bazıları tehlikeye karşı duyarsız olabilir.
Yemek yeme bozuklukları vardır.
Bazıları kendine, çevresindekilere ve eşyalara zarar verebilir.
Beklemeye yada isteklerini ertelemeye pek tahammüllü değillerdir.
Zeki Ebeveynlerin Otistik Çocukları
Otizm ve otizm spektrumu altında bir bozukluk olan Asperger Sendromu Amerika’nın bilişim merkezi Silikon Vadisinde kol geziyor. Uzmanlar bunun nedeninin matematik ve teknik zekaya sahip ebeveynlerden gelen genler olabileceğini düşünüyor.
Yapılan çalışmalar yüksek teknoloji, bilim ve matematik konularında çalışan anne ve babalardan doğan çocukların otistik doğma oranının diğer ebeveynlere göre daha yüksek olduğunu bulguladı.
Kaliforniya’nın Silikon Vadisi, bilişim endüstrisinin konuşlandığı bir merkezdir. Burada yüksek teknoloji üretilir ve çalışanlar genellikle mühendisler, fizikçiler, matematikçiler ve bilimle uğraşan kişilerdir. Son zamanlarda uzmanlar Silikon Vadisinde tanışıp evlenen çiftlerin çocuklarında yüksek oranda otizm gözlemlemekteler.
Yaygın düşünce o ki mühendislerin, araştırmacıların ve bilgisayar programcılarının, eşlerini çalıştıkları ortamdan seçmeleri, doğacak çocuklarında otizm şansının artmasına işaret ediyor. Cambridge Üniversitesinde yapılan bir çalışmada zeki ebeveynlerin mesleği ve bitirdiği üniversitenin, doğacak çocuğun beyinsel gelişiminde etkili faktörler olduğu savunulmuştu.
Bunu bilmenin kime ne yararı olacağını sorgulayabilirsiniz. Açıkcası ben sorguladım. Yapılması gereken şey iki zeki insanın evlenmemesine dikkat etmek mi? Konunun o kısmına girmektense size Silikon Vadisinde çalışan bir çiftin oğlu Walter ve bilişim alanında çalışan bir başka çiftin oğlu Mark ile ilgili bildiklerimi anlatacağım. Mark’ın babasının denediği teknoloji içeren bir uygulama sayesinde oğluyla iletişim kurmasının mümkün olduğuna dair bir deneyim de paylaşacağım.
Öncelikle ABD genelinde her 1000 öğrenciden 6 tanesini etkileyen otizm çocuklarda iletişim, duygu tanımlaması ve sosyalleşmenin önüne geçen bir bozukluktur. Aileler birbirleriyle otizm hakkında dertleşir, hikayeler paylaşır ve çözümler üretmeye çalışırlar.
ABDde birçok eyalette otistik çocuklar genelgeçer kabul gören okullarda eğitimini sürdürür. Otistikler için özel eğitim ancak ileri düzeyde sorunlu çocuklara verilir.
Walter’ın annesi bilgisayar programcısı, babası yazılım mühendisi. Walter henüz 11 yaşında ve Asperger Sendromundan muzdarip (otizm spektrumunda bir başka bozukluk). O bilgisayarında bir gezegen sistemi oluşturmuş. Hayal gücü ve dizayn becerisi ile yarattığı düşünceler bu sistemi gören herkesi hayrete düşürüyor. Walter hayal aleminde böylesi inanılmaz çalışmalar yapabilen, bir gecede kocaman roman bitirebilen bir çocuk ama insanları anlamakta güçlük çekiyor. Kendi yaşında hiç arkadaşı yok. Bazen çocukların alaylarına maruz kalıyor ve her geçen gün içine kıvrılıyor.
Walter, devinimsel ve temel sosyal maharetlerden yoksun. Karşısındaki insanın vücut dilini, duygularını anlayamıyor. Diyalog kuramıyor, sadece kendisi konuşmak istiyor ve konuşma konusu da hemen her zaman bilgisayarla ilgili teknik konular oluyor.
Herşeyini sürekli düzenlemek ve organize etmek en büyük tutkusu. Düzenlediği şeylerin yeri değiştirilecek olursa rahatsız oluyor ve etrafına zor anlar yaşatıyor. Rutin hayatında en küçük bir değişiklik bile hayatı hem kendisi hem de ailesi için zor ve çekilmez hale geliyor. Uzmanlar böyle çocukların liseye geldiklerinde öğretmenleriyle tartışan, okulda başları sıkça derde giren gençlerden biri olacağını söylüyor. Bunun en önemli nedeni, normal insanların toplumdan aldığı, duyumsadığı, ya da bir şekilde gördüğü ipuçlarını Walter gibi otistiklerin algılayamaması.
Uzmanlar Asperger Sendromlu Walter’ın diğerlerinden daha şanslı olduğunu düşünüyor çünkü o okuyabiliyor, yazabiliyor ve konuşabiliyor. Şiddetli otizmli çocukların saatlerce aynı yerde oturduğu, ışığa baktığı, ileri geri sallandığı, yüksek sesle bağırdığı ve ellerini sürekli birbirine vurduğu biliniyor.
Böyle çocuklar çoğu kez etraftakilerle konuşmayı reddediyor. Mark buna bir örnek. 16 aylıkken 11 kelime konuşabilen Mark, yıllar içerisinde konuşmayı bırakmış. 9 yaşına geldiğinde tek bir kelime bile etmeyen bir çocuk haline gelmiş. Mark’ın babası da annesi de bilişim endüstrisinde teknik beyin gücü insanlar. Oğullarıyla iletişim kurmanın imkansız olduğu bir anda babası Mark’ın eline bir iPhone vermiş. Mark birkaç dakika içinde adeta iPhone ile bütünleşmiş. Ertesi gün babası iPhone’a iTunes’dan Proloquo2Go isminde 200 dolarlık bir software indirmiş. Böylece software sayesinde çocuğuyla alternatif bir iletişim başlatmış.
Nasıl olmuş derseniz: Otistik çocuk iPhone’daki (iPod ya da iPad de olabilir) software sayesinde gördüğü resimlere basıyor ve aletten gelen sesi dinleyerek kelimeyi öğreniyor. Ardından kelimeyle ilgili cümleyi dinleyerek kısa bir cümle öğrenmiş oluyor. Otistik çocukların elektroniklere olan ilgisi, bu aletle bütünleşmesini sağlıyor ve dinleyerek öğreniyor. Öğrendiklerini söylemesi mümkün olabilir ama olmasa bile bu yöntem otistik çocuğun iletişim kurmasında işe yarıyor.
Yalnız bu yöntem bütün otistikli çocuklar için geçerli bir çözüm olmayabilir. Her otistik için farklı yaklaşımlar gerekeceğinden en doğru yolu yine ebeveynler bilebilir. Eğer iPod ya da iPhone sizin çocuğunuz için bir çözüm olacaksa denemekte fayda var. Yanlız Türkçe konuşmak isteyenler için Proloquo2Go’nun Türkçesi olup olmadığını bilmiyorum.
Amacım kimseye birşey satmak değil, sadece duyduğum bir fikri sizlerle paylaşmak istedim.
Yazıma başlarken mühendisler, araştırmacılar ve bilgisayar programcıları eşlerini kendi alanlarından seçerlerse doğacak çocuklarda otizm olma şansının yüksek olduğu düşünülüyor demiştim. Bu bulgu birkaç değişik çalışmanın sonucudur ve şu anda ABD’de sıcak gündem maddesidir. Umarım burada paylaştıklarım otistik çocuğu olanların işine yarar fakat zeki ebeveynlerin kendilerini suçlamasına neden olmaz.
http://www.fuzyonblog.com
Yapılan çalışmalar yüksek teknoloji, bilim ve matematik konularında çalışan anne ve babalardan doğan çocukların otistik doğma oranının diğer ebeveynlere göre daha yüksek olduğunu bulguladı.
Kaliforniya’nın Silikon Vadisi, bilişim endüstrisinin konuşlandığı bir merkezdir. Burada yüksek teknoloji üretilir ve çalışanlar genellikle mühendisler, fizikçiler, matematikçiler ve bilimle uğraşan kişilerdir. Son zamanlarda uzmanlar Silikon Vadisinde tanışıp evlenen çiftlerin çocuklarında yüksek oranda otizm gözlemlemekteler.
Yaygın düşünce o ki mühendislerin, araştırmacıların ve bilgisayar programcılarının, eşlerini çalıştıkları ortamdan seçmeleri, doğacak çocuklarında otizm şansının artmasına işaret ediyor. Cambridge Üniversitesinde yapılan bir çalışmada zeki ebeveynlerin mesleği ve bitirdiği üniversitenin, doğacak çocuğun beyinsel gelişiminde etkili faktörler olduğu savunulmuştu.
Bunu bilmenin kime ne yararı olacağını sorgulayabilirsiniz. Açıkcası ben sorguladım. Yapılması gereken şey iki zeki insanın evlenmemesine dikkat etmek mi? Konunun o kısmına girmektense size Silikon Vadisinde çalışan bir çiftin oğlu Walter ve bilişim alanında çalışan bir başka çiftin oğlu Mark ile ilgili bildiklerimi anlatacağım. Mark’ın babasının denediği teknoloji içeren bir uygulama sayesinde oğluyla iletişim kurmasının mümkün olduğuna dair bir deneyim de paylaşacağım.
Öncelikle ABD genelinde her 1000 öğrenciden 6 tanesini etkileyen otizm çocuklarda iletişim, duygu tanımlaması ve sosyalleşmenin önüne geçen bir bozukluktur. Aileler birbirleriyle otizm hakkında dertleşir, hikayeler paylaşır ve çözümler üretmeye çalışırlar.
ABDde birçok eyalette otistik çocuklar genelgeçer kabul gören okullarda eğitimini sürdürür. Otistikler için özel eğitim ancak ileri düzeyde sorunlu çocuklara verilir.
Walter’ın annesi bilgisayar programcısı, babası yazılım mühendisi. Walter henüz 11 yaşında ve Asperger Sendromundan muzdarip (otizm spektrumunda bir başka bozukluk). O bilgisayarında bir gezegen sistemi oluşturmuş. Hayal gücü ve dizayn becerisi ile yarattığı düşünceler bu sistemi gören herkesi hayrete düşürüyor. Walter hayal aleminde böylesi inanılmaz çalışmalar yapabilen, bir gecede kocaman roman bitirebilen bir çocuk ama insanları anlamakta güçlük çekiyor. Kendi yaşında hiç arkadaşı yok. Bazen çocukların alaylarına maruz kalıyor ve her geçen gün içine kıvrılıyor.
Walter, devinimsel ve temel sosyal maharetlerden yoksun. Karşısındaki insanın vücut dilini, duygularını anlayamıyor. Diyalog kuramıyor, sadece kendisi konuşmak istiyor ve konuşma konusu da hemen her zaman bilgisayarla ilgili teknik konular oluyor.
Herşeyini sürekli düzenlemek ve organize etmek en büyük tutkusu. Düzenlediği şeylerin yeri değiştirilecek olursa rahatsız oluyor ve etrafına zor anlar yaşatıyor. Rutin hayatında en küçük bir değişiklik bile hayatı hem kendisi hem de ailesi için zor ve çekilmez hale geliyor. Uzmanlar böyle çocukların liseye geldiklerinde öğretmenleriyle tartışan, okulda başları sıkça derde giren gençlerden biri olacağını söylüyor. Bunun en önemli nedeni, normal insanların toplumdan aldığı, duyumsadığı, ya da bir şekilde gördüğü ipuçlarını Walter gibi otistiklerin algılayamaması.
Uzmanlar Asperger Sendromlu Walter’ın diğerlerinden daha şanslı olduğunu düşünüyor çünkü o okuyabiliyor, yazabiliyor ve konuşabiliyor. Şiddetli otizmli çocukların saatlerce aynı yerde oturduğu, ışığa baktığı, ileri geri sallandığı, yüksek sesle bağırdığı ve ellerini sürekli birbirine vurduğu biliniyor.
Böyle çocuklar çoğu kez etraftakilerle konuşmayı reddediyor. Mark buna bir örnek. 16 aylıkken 11 kelime konuşabilen Mark, yıllar içerisinde konuşmayı bırakmış. 9 yaşına geldiğinde tek bir kelime bile etmeyen bir çocuk haline gelmiş. Mark’ın babası da annesi de bilişim endüstrisinde teknik beyin gücü insanlar. Oğullarıyla iletişim kurmanın imkansız olduğu bir anda babası Mark’ın eline bir iPhone vermiş. Mark birkaç dakika içinde adeta iPhone ile bütünleşmiş. Ertesi gün babası iPhone’a iTunes’dan Proloquo2Go isminde 200 dolarlık bir software indirmiş. Böylece software sayesinde çocuğuyla alternatif bir iletişim başlatmış.
Nasıl olmuş derseniz: Otistik çocuk iPhone’daki (iPod ya da iPad de olabilir) software sayesinde gördüğü resimlere basıyor ve aletten gelen sesi dinleyerek kelimeyi öğreniyor. Ardından kelimeyle ilgili cümleyi dinleyerek kısa bir cümle öğrenmiş oluyor. Otistik çocukların elektroniklere olan ilgisi, bu aletle bütünleşmesini sağlıyor ve dinleyerek öğreniyor. Öğrendiklerini söylemesi mümkün olabilir ama olmasa bile bu yöntem otistik çocuğun iletişim kurmasında işe yarıyor.
Yalnız bu yöntem bütün otistikli çocuklar için geçerli bir çözüm olmayabilir. Her otistik için farklı yaklaşımlar gerekeceğinden en doğru yolu yine ebeveynler bilebilir. Eğer iPod ya da iPhone sizin çocuğunuz için bir çözüm olacaksa denemekte fayda var. Yanlız Türkçe konuşmak isteyenler için Proloquo2Go’nun Türkçesi olup olmadığını bilmiyorum.
Amacım kimseye birşey satmak değil, sadece duyduğum bir fikri sizlerle paylaşmak istedim.
Yazıma başlarken mühendisler, araştırmacılar ve bilgisayar programcıları eşlerini kendi alanlarından seçerlerse doğacak çocuklarda otizm olma şansının yüksek olduğu düşünülüyor demiştim. Bu bulgu birkaç değişik çalışmanın sonucudur ve şu anda ABD’de sıcak gündem maddesidir. Umarım burada paylaştıklarım otistik çocuğu olanların işine yarar fakat zeki ebeveynlerin kendilerini suçlamasına neden olmaz.
http://www.fuzyonblog.com
22 Temmuz 2013 Pazartesi
Otistik Ailesinin Sosyal Hakları
Özel Eğitim Giderlerinin Karşılanması
Ülkemizde resmi eğitim kurumlarında verilen eğitim ücretsizdir ve devlet tarafından karşılanır. Ancak, özel eğitim kurumlarında verilen özel eğitim hizmetleri ücrete tabidir. Bu ücretin belli bir bölümü de devlet tarafından karşılanır. Çocuğunuzun, özel bir eğitim kursundan eğitim alabilmesi, ayrıca, bu hizmetin bedelinin devlet tarafından karşılanması için de RAM’a başvurmanız gerekir. RAM’lar tarafından düzenlenen Özel Eğitim Değerlendirme Kurul Raporu ile bireysel ve grup eğitimi için destek ödeneği alabilirsiniz.
Diğer Haklarınız
Bakım Ücreti: Ağır düzeydeki engellinin evde bakımı karşılığında, ihtiyacı olan ailelere, anne-babaya yada vasiye her ay bir asgari ücret tutarında ödeme yapılır. Bakıma muhtaç özürlüye ikametgahında bakım hizmetinin verilmesi durumunda, bakım ücreti, hizmetin verilmesini takip eden ay içinde Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından aileye ödenir.
Özürlü Kimlik Kartı: Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri vasıtasıyla edinilebilecek özürlü kimlik kartı ile birçok kolaylık ve indirimden yararlanmak mümkündür.
Bu kart ile özürlü birey;
a) Değişik kurum ve kuruluşlardan istenen rapor yenileme işlemlerinden kurtulacaktır,
b) Gelir Vergisi indiriminden faydalanabilecektir. (Gelir Vergisi indirimi, özürlü kişinin herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmaması durumunda kendisine bakmakla yükümlü olan kişi içinde geçerli olacaktır),
c) Devlet Demir Yolları ile seyahat etmesi ve özür oranının %40 veya üstü olması halinde %50 indirimden faydalanabilecektir.
d) Havayolları ile seyahat etmesi ve özür oranının %50 veya üstü olması halinde %40 indirimden yararlanabilecektir.
e) Yerel Yönetimlerin alacağı kararlar ile belediye otobüslerinden ücretsiz ya da indirimli yararlanabilecektir.
f) Sinema, Tiyatro vb. faaliyetler için ödeyeceği ücretlere indirim uygulanacaktır.
g) Kamu Kurum ve Kuruluşlarının özürlü çalıştırma zorunluluklarına bağlı olarak özürlü istihdamı amacıyla açılan sınavlarda özrünü kanıtlayabilecektir.
h) Turkcell ve Telsim tarafından % 40 indirim uygulanmaktadır.
Bakım ücreti ve özürlü kimlik kartı ile ilgili detaylı bilgiye İstanbul Anadolu Yakası için Göztepe Semiha Şakir Çocuk Yuvası binası içindeki Sosyal Hizmetler Ek Hizmet Birimi, Avrupa Yakası için Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Bahçelievler Özürlüler Şube Müdürlüğü, veya bulunduğunuz ilin Sosyal Hizmetler Müdürlüklerinden ulaşabilirsiniz.
Ayrıca bulunduğunuz yerin bağlı bulunduğu belediyelerden engellilerle ilgili çalışmaları hakkında bilgi alabilirsiniz.
Diş Tedavisi: 07/09/2009 tarihli bir genelge ile, %40 ve üzerinde özürlü kişiler diş tedavileri için tüm sağlık kurum ve kuruluşlarına veya serbest diş hekimlerine doğrudan başvurabileceklerdir. Genelgeye göre, lokal anestezi altında gerçekleştirilemeyen ve genel anestezi gerektiren durumlarda da, bu durum ve kişinin özür durumu belgelendirildiği taktirde sosyal güvenlik kurumundan masrafların karşılanması talep edilebilecektir. Ödemeler Türk Diş Hekimleri Odası Asgari Ücret Tarifesinde yer alan fiyatları tavan olmak üzere yapılan işleme ait fatura bedelini aşmamak şartıyla ödenecektir. Ayrıntılı bilgi için: http://www.sgk.gov.tr
DryNites gece kilotları Sağlık Bakanlığı tarafından SGK geri ödeme kapsamına alınmıştır: Herhangi bir kurumdan sigortası olan aileler, 4- 15 yaş arasında, 17-57 kg. Ağırlığında ve gece alt ıslatma problemi olan çocuklarının bez bedellerinin belli bir miktarını aşağıdaki belgelerle bulundukları ilin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) merkezine başvurarak geri alabilirler:
Fatura aslı(malzeme adedi belirtilmeli, yazar kasa fişi kabul edilmemektedir) Reçete aslı Sağlık Kurulu Raporunun her ay bir “aslı gibidir” ibareli örneği Hastaya ve sigortalıya ait nüfus cüzdanı fotokopisi
Başvurunuz incelendikten sonra yapılan harcamaların alınan rapora göre aylık 72 TL’yi geçmeyecek tutarı T.C. Ziraat Bankası hesabına yatırılır. (T.C. Ziraat Bankasında hesap açılması gerekiyor)
Detaylı bilgi için: http://www.drynites.com.tr
Özürlü Sağlık Kurulu Almak İçin Yetkili Sağlık Kuruluşları
Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağ. ve Sinir Hast. Hastanesi
Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Büyükçekmece Devlet Hastanesi
Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Koşuyolu Kalp Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Dr. S. Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araş. Hast.
Bakırköy Dr.Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Beykoz Devlet Hastanesi
İstanbul 70. Yıl Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi
Silivri Prof.Dr. Necmi Ayanoğlu Devlet Hastanesi
Okmeydanı Eğitim ve Aratırma Hastanesi
İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Eyüp Devlet Hastanesi
Kartal Devlet Hastanesi
Paşabahçe Devlet Hastanesi
Şişli Devlet Hastanesi
Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Eğitim ve Arş. Hastanesi
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi
İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi
Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi
Kasımpaşa Deniz Hastanesi
Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Hastanesi
Gümüşsuyu Asker Hastanesi
Ülkemizde resmi eğitim kurumlarında verilen eğitim ücretsizdir ve devlet tarafından karşılanır. Ancak, özel eğitim kurumlarında verilen özel eğitim hizmetleri ücrete tabidir. Bu ücretin belli bir bölümü de devlet tarafından karşılanır. Çocuğunuzun, özel bir eğitim kursundan eğitim alabilmesi, ayrıca, bu hizmetin bedelinin devlet tarafından karşılanması için de RAM’a başvurmanız gerekir. RAM’lar tarafından düzenlenen Özel Eğitim Değerlendirme Kurul Raporu ile bireysel ve grup eğitimi için destek ödeneği alabilirsiniz.
Diğer Haklarınız
Bakım Ücreti: Ağır düzeydeki engellinin evde bakımı karşılığında, ihtiyacı olan ailelere, anne-babaya yada vasiye her ay bir asgari ücret tutarında ödeme yapılır. Bakıma muhtaç özürlüye ikametgahında bakım hizmetinin verilmesi durumunda, bakım ücreti, hizmetin verilmesini takip eden ay içinde Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından aileye ödenir.
Özürlü Kimlik Kartı: Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri vasıtasıyla edinilebilecek özürlü kimlik kartı ile birçok kolaylık ve indirimden yararlanmak mümkündür.
Bu kart ile özürlü birey;
a) Değişik kurum ve kuruluşlardan istenen rapor yenileme işlemlerinden kurtulacaktır,
b) Gelir Vergisi indiriminden faydalanabilecektir. (Gelir Vergisi indirimi, özürlü kişinin herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmaması durumunda kendisine bakmakla yükümlü olan kişi içinde geçerli olacaktır),
c) Devlet Demir Yolları ile seyahat etmesi ve özür oranının %40 veya üstü olması halinde %50 indirimden faydalanabilecektir.
d) Havayolları ile seyahat etmesi ve özür oranının %50 veya üstü olması halinde %40 indirimden yararlanabilecektir.
e) Yerel Yönetimlerin alacağı kararlar ile belediye otobüslerinden ücretsiz ya da indirimli yararlanabilecektir.
f) Sinema, Tiyatro vb. faaliyetler için ödeyeceği ücretlere indirim uygulanacaktır.
g) Kamu Kurum ve Kuruluşlarının özürlü çalıştırma zorunluluklarına bağlı olarak özürlü istihdamı amacıyla açılan sınavlarda özrünü kanıtlayabilecektir.
h) Turkcell ve Telsim tarafından % 40 indirim uygulanmaktadır.
Bakım ücreti ve özürlü kimlik kartı ile ilgili detaylı bilgiye İstanbul Anadolu Yakası için Göztepe Semiha Şakir Çocuk Yuvası binası içindeki Sosyal Hizmetler Ek Hizmet Birimi, Avrupa Yakası için Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Bahçelievler Özürlüler Şube Müdürlüğü, veya bulunduğunuz ilin Sosyal Hizmetler Müdürlüklerinden ulaşabilirsiniz.
Ayrıca bulunduğunuz yerin bağlı bulunduğu belediyelerden engellilerle ilgili çalışmaları hakkında bilgi alabilirsiniz.
Diş Tedavisi: 07/09/2009 tarihli bir genelge ile, %40 ve üzerinde özürlü kişiler diş tedavileri için tüm sağlık kurum ve kuruluşlarına veya serbest diş hekimlerine doğrudan başvurabileceklerdir. Genelgeye göre, lokal anestezi altında gerçekleştirilemeyen ve genel anestezi gerektiren durumlarda da, bu durum ve kişinin özür durumu belgelendirildiği taktirde sosyal güvenlik kurumundan masrafların karşılanması talep edilebilecektir. Ödemeler Türk Diş Hekimleri Odası Asgari Ücret Tarifesinde yer alan fiyatları tavan olmak üzere yapılan işleme ait fatura bedelini aşmamak şartıyla ödenecektir. Ayrıntılı bilgi için: http://www.sgk.gov.tr
DryNites gece kilotları Sağlık Bakanlığı tarafından SGK geri ödeme kapsamına alınmıştır: Herhangi bir kurumdan sigortası olan aileler, 4- 15 yaş arasında, 17-57 kg. Ağırlığında ve gece alt ıslatma problemi olan çocuklarının bez bedellerinin belli bir miktarını aşağıdaki belgelerle bulundukları ilin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) merkezine başvurarak geri alabilirler:
Fatura aslı(malzeme adedi belirtilmeli, yazar kasa fişi kabul edilmemektedir) Reçete aslı Sağlık Kurulu Raporunun her ay bir “aslı gibidir” ibareli örneği Hastaya ve sigortalıya ait nüfus cüzdanı fotokopisi
Başvurunuz incelendikten sonra yapılan harcamaların alınan rapora göre aylık 72 TL’yi geçmeyecek tutarı T.C. Ziraat Bankası hesabına yatırılır. (T.C. Ziraat Bankasında hesap açılması gerekiyor)
Detaylı bilgi için: http://www.drynites.com.tr
Özürlü Sağlık Kurulu Almak İçin Yetkili Sağlık Kuruluşları
Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağ. ve Sinir Hast. Hastanesi
Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Büyükçekmece Devlet Hastanesi
Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Koşuyolu Kalp Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Dr. S. Ersek Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araş. Hast.
Bakırköy Dr.Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Beykoz Devlet Hastanesi
İstanbul 70. Yıl Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi
Silivri Prof.Dr. Necmi Ayanoğlu Devlet Hastanesi
Okmeydanı Eğitim ve Aratırma Hastanesi
İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Eyüp Devlet Hastanesi
Kartal Devlet Hastanesi
Paşabahçe Devlet Hastanesi
Şişli Devlet Hastanesi
Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Eğitim ve Arş. Hastanesi
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi
İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi
Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi
Kasımpaşa Deniz Hastanesi
Gülhane Askeri Tıp Akademisi Haydarpaşa Hastanesi
Gümüşsuyu Asker Hastanesi
Erken Tanı Nasıl Konur?
NASIL TANI KONUR?
Otizmin kesin tanısı için kullanılan belirli bir yöntem yoktur. Gözleme dayanarak ve aileden alınan bilgilere göre tanı konur. Bu nedenle ailenin çocuğu hakkında bilgi verirken objektif davranması önem taşımaktadır. Belirtilerin tamamının bir çocukta görülmesi şart değildir. Otistik çocuklar, bu davranışları hafiften ağıra değişen ölçülerde ve değişik kombinasyonlarda sergileyebilirler. Belirtilerin bazıları zaman içinde kaybolup, bazıları da belli bir zaman sonra aynı yada değişmiş şekilde ortaya çıkabilir. Bu işaretlerden biri yada birkaçının ortaya çıkması durumunda çocuğun çocuk psikiyatristleri ve çocuk nörologları tarafından değerlendirilmesi gerekir. Teşhise yardımcı olmak amacıyla birkaç tarama aracı geliştirilmiştir. Bunlardan bazıları,
- Bebeklerde Otizm Kontrol Listesi (CHAT)
- Bebeklerde Otizm Değiştirilmiş Kontrol Listesi (M-CHAT)
- İki yaş için Otizm Tarama Aracı (STAT)
- 4 yaş ve üstü çocuklar için Sosyal İletişim Anketi (SCQ)
- Otizm Spektrum Tarama testi (ASSQ)
- Avustralya Asperger Sendromu Ölçeği
- Çocukluk Dönemi Asperger Sendromu Testi (CAST)
Tarama testlerinin değerlendirme kriterleri kendi içinde farklılık göstermektedir. Bazıları ebeveyn cevaplarına dayanırken, bazıları da yapılan gözlemlere dayanmaktadır.
Erken Tanının Önemi
ERKEN TANININ ÖNEMİ
Otizmin bugün için bilinen tek tedavisi özel eğitimdir. Özel eğitimin amacı, çocuğun ihtiyaçlarına yönelik olarak planlanmış programlarla, çocuğun gelişimsel olarak mümkün olduğunca akranları düzeyine ulaşmasını sağlamaktır. Bu çocukların erken dönemde tanınması ve uygun eğitime başlanması, hastalığın gidişatı ve ilerleyen dönemlerde karşılaşılabilecek problemlerin en aza indirgenmesi açısından çok önemlidir.
Otizm tanısı genelde 3 yaşından itibaren kesin olarak konmaktadır. Fakat yapılan çalışmalar otizmin 18 aydan itibaren tanınmasını olası kılmıştır. Otizmin uyarıcı işaretlerinden birinin bile ortaya çıkması çocuğun bu alanda uzman kişilerce değerlendirilmesini gerektirir.
Otizm Öndeğerlendirme Ölçeği
1) Çocuğunuz gözünüze 1-2 saniyeden fazla süre bakar mı?
Evet/Hayır
2) Çocuğunuz istediği bir şeyi göstermek için işaret parmağını kullanır mı?
Evet/Hayır
3) Çocuğunuz size göstermek, paylaşmak üzere nesneleri size getirir mi?
Evet/Hayır
4) Çocuğunuz isteklerini sözlü olarak anlatabilir mi?
Evet/Hayır
5) Çocuğunuz çevresindeki kişilerin ona ne demek istediğini anlayabiliyor mu?
Evet/Hayır
6) Çocuğunuzun konuşması (eğer varsa) yaşıtlarının ki gibi midir?
Evet/Hayır
7) Çocuğunuz gördüğü ya da sizin istediğiniz hareketleri taklit edebilir mi?
Evet/Hayır
8) Çocuğunuz evcilik türü oyunlar oynar mı?
Evet/Hayır
9) Çocuğunuz diğer çocuklarla ilgilenir, onlarla birlikte olmak ister mi?
Evet/Hayır
10) Çocuğunuzun “tanıdığı kişi”, “yabancı kişi” ayırımı yapar mı?
Evet/Hayır
11) Çocuğunuz yeni durumlarla ilgilenir, merak eder mi?
Evet/Hayır
12) Çocuğunuzun davranışlarının anlamını çözmek çoğunlukla mümkün müdür?
Evet/Hayır
* Soruların çoğuna “hayır” yanıtını verdiyseniz bir uzmanla görüşmenizde yarar olabilir.
Otizm anne karnında tespit edilebilecek
İngiltere Cambridge Üniversitesi bilim adamının yaptığı araştırma ile geliştirilen yöntemle, anne karnındaki bebeğe otizm testinin yapılmasının olası hale geldi. Bilim adamlarına göre, otizm testiyle ilgili süreç down sendromunun anne karnında tespitine olanak sağlayan amniyosentez yöntemiyle mümkün olabilecek.
Cambridge Üniversitesi Otizm Merkezi tarafından 235 çocuğun doğumdan 8 yaşına gelene kadarki dönemlerinin izlendiği ve sonuçta bu çocukların arasında, annelerinin gebelikleri sırasında amniyo sıvısında yüksek oranda testesteron bulunanlarda, sosyalleşme eksikliği, konuşma güçlüğü gibi otizmin karakterine uyan özelliklerin tespit edildiği açıklandı.
Bilim adamları, şimdi bu konuda ulusal düzeyde bir tartışma ortamı yaratılması ve konunun etik açıdan değerlendirilmesinin ardından, etik olduğu sonucuna varılması halinde testin yaygın biçimde uygulanmasına ve otizm tehlikesi görülen hallerde de kürtaj yapılmasına izin verilmesini öneriyor.
Bilim adamlarını tek düşündüren ise testin sonrasında bebeğin otistik doğabileceğinin tespiti halinde, kürtaja izin verilmesi gerekip gerekmediği sorusunun yanıtının bulunması. Zira bilindiği gibi otistik çocuklar görebiliyorlar, hatta içlerinden ünlü matematikçiler ve müzisyenler bile çıkabiliyor.
Bunun yanı sıra otistik olup hiçbir şekilde hayatla bağlantı kuramayan ve bütün yaşamını otistik hastalar için dizayn edilmiş özel kurumlarda geçirenlere de rastlanabiliyor.
Bilim adamları, bu nedenle toplumun ve otistik bir bebek sahibi olma olasılığı yüksek tespit edilen ebeveynlerin bu tür vakaların kürtajla sonlandırılması gerekip gerekmediği konusunda karar vermesinin güçlüğüne dikkat çekiyor.
Öte yandan otistik çocuk sahibi Ailelerin büyük çoğunluğunun ise teste daha şimdiden karşı çıktıkları ve bu testin serbest bırakılması halinde hem otistiklere yönelik ayrımcılığın artmasından hem de devletin otistik çocuk sahibi ailelere verdiği desteğin azalmasından korktukları belirtiliyor.
"Oyuncakla oyun biçimi otizmi işaret edebilir'
Bebeklerin oyuncaklarla alışılmışın dışında bir biçimde oynamasının otizm belirtisi olabileceği bildirildi.
Amerikalı bilim adamlarının yaptığı ve "Autism' dergisinde yayımlanan araştırmada, bu bulgunun, otistik olma ihtimali bulunan çocukların durumunun ailelerce önceden saptanması ve tedaviye daha erken başlanmasını sağlayabileceği bildirildi.
California Üniversitesinden Sally Ozonoff ve ekibi, otistik bebeklerin oyuncakları diğer çocuklardan çok daha fazla eğip büktüğünü, evirip çevirdiğini ve şişe gibi objelere gözlerinin ucuyla veya sabit bakışlarla baktığını saptadı.
Ozonoff, oyuncaklarla alışılmadık şekilde oynanmasının, otizm belirtileri listesine eklenebileceğini belirterek, "Otistik bir çocuk ne kadar erken tedavi edilirse, bu çocuğun geleceği üzerinde o kadar etkiniz olur' dedi.
Ozonoff ve ekibi araştırmalarını, kardeşleri otistik olduğu için otizm riski bulunduğu düşünülen 1 yaşındaki 66 bebek üzerinde yaptı.
Bu bebeklerden 9'una daha sonra otizm tanısı konuldu. Tanı konulanların 7'sinin oyuncakları çok daha uzun süreler eğip büktüğü, evirip çevirdiği ve objelere yandan baktığı görüldü.
Amerikan Pediatri Birliği, 2 yaşına gelmeden önce bütün çocukların otizm bulunup bulunmadığını anlamak için incelenmesi tavsiyesinde bulunuyor.
Otizmin nedeni bilinmiyor, ancak genetik ve çevresel faktörlerden kaynaklandığı tahmin ediliyor. Hastalık genellikle 3 yaşa kadar teşhis ediliyor.
Cambridge Üniversitesi Otizm Merkezi tarafından 235 çocuğun doğumdan 8 yaşına gelene kadarki dönemlerinin izlendiği ve sonuçta bu çocukların arasında, annelerinin gebelikleri sırasında amniyo sıvısında yüksek oranda testesteron bulunanlarda, sosyalleşme eksikliği, konuşma güçlüğü gibi otizmin karakterine uyan özelliklerin tespit edildiği açıklandı.
Bilim adamları, şimdi bu konuda ulusal düzeyde bir tartışma ortamı yaratılması ve konunun etik açıdan değerlendirilmesinin ardından, etik olduğu sonucuna varılması halinde testin yaygın biçimde uygulanmasına ve otizm tehlikesi görülen hallerde de kürtaj yapılmasına izin verilmesini öneriyor.
Bilim adamlarını tek düşündüren ise testin sonrasında bebeğin otistik doğabileceğinin tespiti halinde, kürtaja izin verilmesi gerekip gerekmediği sorusunun yanıtının bulunması. Zira bilindiği gibi otistik çocuklar görebiliyorlar, hatta içlerinden ünlü matematikçiler ve müzisyenler bile çıkabiliyor.
Bunun yanı sıra otistik olup hiçbir şekilde hayatla bağlantı kuramayan ve bütün yaşamını otistik hastalar için dizayn edilmiş özel kurumlarda geçirenlere de rastlanabiliyor.
Bilim adamları, bu nedenle toplumun ve otistik bir bebek sahibi olma olasılığı yüksek tespit edilen ebeveynlerin bu tür vakaların kürtajla sonlandırılması gerekip gerekmediği konusunda karar vermesinin güçlüğüne dikkat çekiyor.
Öte yandan otistik çocuk sahibi Ailelerin büyük çoğunluğunun ise teste daha şimdiden karşı çıktıkları ve bu testin serbest bırakılması halinde hem otistiklere yönelik ayrımcılığın artmasından hem de devletin otistik çocuk sahibi ailelere verdiği desteğin azalmasından korktukları belirtiliyor.
"Oyuncakla oyun biçimi otizmi işaret edebilir'
Bebeklerin oyuncaklarla alışılmışın dışında bir biçimde oynamasının otizm belirtisi olabileceği bildirildi.
Amerikalı bilim adamlarının yaptığı ve "Autism' dergisinde yayımlanan araştırmada, bu bulgunun, otistik olma ihtimali bulunan çocukların durumunun ailelerce önceden saptanması ve tedaviye daha erken başlanmasını sağlayabileceği bildirildi.
California Üniversitesinden Sally Ozonoff ve ekibi, otistik bebeklerin oyuncakları diğer çocuklardan çok daha fazla eğip büktüğünü, evirip çevirdiğini ve şişe gibi objelere gözlerinin ucuyla veya sabit bakışlarla baktığını saptadı.
Ozonoff, oyuncaklarla alışılmadık şekilde oynanmasının, otizm belirtileri listesine eklenebileceğini belirterek, "Otistik bir çocuk ne kadar erken tedavi edilirse, bu çocuğun geleceği üzerinde o kadar etkiniz olur' dedi.
Ozonoff ve ekibi araştırmalarını, kardeşleri otistik olduğu için otizm riski bulunduğu düşünülen 1 yaşındaki 66 bebek üzerinde yaptı.
Bu bebeklerden 9'una daha sonra otizm tanısı konuldu. Tanı konulanların 7'sinin oyuncakları çok daha uzun süreler eğip büktüğü, evirip çevirdiği ve objelere yandan baktığı görüldü.
Amerikan Pediatri Birliği, 2 yaşına gelmeden önce bütün çocukların otizm bulunup bulunmadığını anlamak için incelenmesi tavsiyesinde bulunuyor.
Otizmin nedeni bilinmiyor, ancak genetik ve çevresel faktörlerden kaynaklandığı tahmin ediliyor. Hastalık genellikle 3 yaşa kadar teşhis ediliyor.
Otizm anne karnında tespit edilebilecek ,
yazısı sadece bilgilendirme içindir. Hiç bir zaman kendi kendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Otizm anne karnında tespit edilebilecek ile ilgili sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.Down sendromu nedir, sebepleri nelerdir?
Down sendromuna sebep olduğu bilinen tek etmen hamilelik yaşıdır.30 yaş altındaki hamileliklerde 1000’de birden daha az bir ihtimalle Down sendromu yaşanır. 44 yaşın üstündeki hamileliklerde ise bu oran 35 gebelikte 1’dir.
Down sendromu kormozomal bir hastalıktır ve hücre bölünmesi sırasında
yaşanan bir yanlışlık sonucu 21. kromozom çiftinde fazladan bir
kromozom oluşması sonucu görülür. Bu durum hem bilişsel hem de fiziksel
gelişimi olumsuz yönde etkiler. Yapılan tetkikler sayesinde bebeğin
doğumundan önce tespit edilebilmektedir.
Down sendromuna sebep olduğu bilinen tek etmen hamilelik
yaşıdır.30 yaş altındaki hamileliklerde 1000’de birden daha az bir
ihtimalle Down sendromu yaşanır. 44 yaşın üstündeki hamileliklerde ise
bu oran 35 gebelikte 1’dir. Ancak genç kadınlar daha fazla bebek sahibi
olduğu için Down sendromlu çocukların %75-80’lik kısmı genç annelerin
bebekleridir.
Down Sendromuna ne sebep olur?
Down
sendromu 21. kromozom çiftinin bir kısmında ya da tamamında ekstra bir
kromozom kopyasının meydana gelmesiyle oluşur. Vücudumuzdaki her hücrede
genler vardır ve bu genler hücrede gruplanmış durumdadır. Normalde her
hücrede 46 kromozom bulunur. Bu kromozomların 23’ü anneden, 23’ü babadan
gelir.
Down sendromunun en bilinen çeşidi Trizomi 21’dir ve bu
durumda her hücrede 46 yerine 47 kromozom bulunur. Bu durumun sebebi,
döllenme öncesinde veya sırasındaki hücre bölünmesinde ortaya çıkan
sperm veya yumurta hücresinde ekstra bir kopya kromozomdur. Down
sendromunun %95’i Trizomi 21’dir. Trizomi 21’in % 88’i de yumurta
hücresindeki bölünme bozukluğundan kaynaklanır.
Down Sendromu türleri
Down sendromu vakalarının %’5’lik kalanı ise mozayikizm ve translokasyon ismi verilen durumlar sonucu oluşur. Mozaik Down sendromu vücuttaki bazı hücrelerin normal, bazılarının ise Trizomi 21’e sahip olması sonucu oluşur. Robertsonian translokasyon ise 21. kromozomun hücre bölünmesi sırasında kopması ve genellikle 14. olmak üzere başka bir kromozoma yapışması sonucu görülür. 21. kromozomun bu ekstra parçası Down sendromu özelliklerini gösterir. Translokasyona sahip bir kişi fiziksel olarak olsa da çocuklarında ekstra bir 21. kromozom görülme riski yüksektir.
Down sendromunun karakteristik özellikleri nelerdir?
Down sendromlu çocuklar genelde boy ve kilo açısından daha yavaş büyürler, daha yavaş öğrenirler, problem çözmede ve karar vermede diğer çocuklardan daha çok zorlanırlar. Zeka seviyeleri normalden düşük olarak kalır. Ancak iyi ve erken başlanan eğitimle zeka seviyelerinde anlamlı yükselmeye rastlanır. Down Sendromlu çocuklar iyi bir eğitimle normal birey şeklinde hayatlarını sürdürebilirler. İmkan tanındığında meslek edinebilirler. Kendi yaşamlarını idame ettirebilecek seviyeye ulaşabilirler. Fizik tedavi, özel eğitim ve dil terapisine ihtiyaç duyulur. Bunlar için planlı ve programlı bir şekilde profesyonel yardım almak gerekir.
21 Temmuz 2013 Pazar
Otistiklere Oksitosin Hormonu
Oksitosin sevgi hormonudur ve otizm tedavisi için gerekli olabilir.
En yeni çalışmalardan biri oksitosin hormonunun otistik çocukların beyin aktivitelerini hareketlendirdiğini bulguladı. Bu aktivitelerin içine görme, duyma ve insanları anlama dahil edilebilir.
Bu sonuçlar Yale Univeristiesinde sürdürülmekte olan geniş ölçekli bir otizm çalışmasından geliyor.
Türünün ilk örneği olan bu çalışmada araştırmacılar yaşları 7 ile 18 arasında değişen çocukları inceliyor. Çocuklara burundan spreyle oksitosin hormonu veriliyor ve emar (FMRI) çekiliyor.
Daha önceki otizm çalışmaları oksitosin eksikliği bulgulamıştı. Dolayısıyla sevgiden ve empatiden yoksunluk asosyal, psikopat, narsist ve manupulatif davranışları doğuruyor.
Yale çalışması, otizme sosyal eksiklik açısından bakarak oksitosin hormonu içereren çözümler öneriyor.
Otizm, sinir gelişiminin tamamlanmaması sonucu ortaya çıkan, sosyal etkileşimin değişen seviyelerde engellendiği, sözlü ve davranışsal bozukluklara verilen genel isimdir. Otistikler çoğu kez sözlerle, sözsüz veya diğer şekillerde sosyal etkileşimde bulunma güçlüğü çekerler.
Otistiklerin aileleri duygusal, sosyal ve finansal açıdan yük altındadır, dolayısıyla toplumu da etkilemektedir. Bulunacak bir tedavi büyük boyutlu faydalar sağlayabilir.
Yale çalışması hala sürdürülüyor; ortaya çıkan ilk sonuçlar Otizm Araştırmaları toplantısında açıklandı. Otistiklerin sosyal etkileşim sorunu için gerekli şey oksitosin hormonu olabilir ve belirli dozlarda verildiğinde sosyalleşmeye yardım edebilir.
En yeni çalışmalardan biri oksitosin hormonunun otistik çocukların beyin aktivitelerini hareketlendirdiğini bulguladı. Bu aktivitelerin içine görme, duyma ve insanları anlama dahil edilebilir.
Bu sonuçlar Yale Univeristiesinde sürdürülmekte olan geniş ölçekli bir otizm çalışmasından geliyor.
Türünün ilk örneği olan bu çalışmada araştırmacılar yaşları 7 ile 18 arasında değişen çocukları inceliyor. Çocuklara burundan spreyle oksitosin hormonu veriliyor ve emar (FMRI) çekiliyor.
Daha önceki otizm çalışmaları oksitosin eksikliği bulgulamıştı. Dolayısıyla sevgiden ve empatiden yoksunluk asosyal, psikopat, narsist ve manupulatif davranışları doğuruyor.
Yale çalışması, otizme sosyal eksiklik açısından bakarak oksitosin hormonu içereren çözümler öneriyor.
Otizm, sinir gelişiminin tamamlanmaması sonucu ortaya çıkan, sosyal etkileşimin değişen seviyelerde engellendiği, sözlü ve davranışsal bozukluklara verilen genel isimdir. Otistikler çoğu kez sözlerle, sözsüz veya diğer şekillerde sosyal etkileşimde bulunma güçlüğü çekerler.
Otistiklerin aileleri duygusal, sosyal ve finansal açıdan yük altındadır, dolayısıyla toplumu da etkilemektedir. Bulunacak bir tedavi büyük boyutlu faydalar sağlayabilir.
Yale çalışması hala sürdürülüyor; ortaya çıkan ilk sonuçlar Otizm Araştırmaları toplantısında açıklandı. Otistiklerin sosyal etkileşim sorunu için gerekli şey oksitosin hormonu olabilir ve belirli dozlarda verildiğinde sosyalleşmeye yardım edebilir.
Otizm Tedavisi Yeterli mi?
Pediatri Dergisinin Nisan 2011 sayısında, ABD’li otistiklere verilen tedavinin yetersiz olduğu açıklanmıştı.
Araştırmacıların yaptığı çalışma sonuçları, doktorların hangi otistik çocuğa ne kadar davranışsal terapi verileceğini ve bunun işe yarayıp yaramayacağını kestiremediklerini bulgulamıştı.
Otistik çocuklara verilen ilaçların hepsinin işe yaramadığı da belirtilmişti. Yalnızca bazı antipsikotik ilaçların; rahatsız edici, hiper-aktif ve tekrar-eden davranışları tedavi ettiği gözlenmişti.
Dergide yayınlanan çalışmaya göre, otizm tedavisi için oldukça tesirli ilaçlar var fakat çok ciddi yan tesirleri de mevcut. Böyle olunca ileri safha hastalarda bu ilaçların kullanılamadığını açıklamıştı.
Otizmli çocukların çoğu davranışsal terapi yoluyla tedavi ediliyor. Bu çocuklar yetişkin olana kadar birçok değişik ilacı denemek zorunda kalıyor. ABD’li çocukların yüzde 1′i otistik (otizm yelpazesinde yer alan bir rahatsızlıktan şikayetçi).
Reuters Sağlık tarafından 2011′de bildirildiğine göre ABD’de bazı davranışsal tedavi müdahaleleri oldukça iyi sonuçlar verse bile hangi tedavinin hangi otistik üzerinde uygulanacağı hala belirsizdir.
Farklı düzeylerde otizm sergileyen ve farklı tedavi ihtiyaçları olan hastalar için yeterli tedavi yoksa yeni çareler geliştirilmelidir. Otizm araştırmaları hergün yenisi eklenerek sürüyor. Halihazırda var olan tedavilerin hangi hastalar üzerinde yararlı olduğu bilinmiyor. Bence araştırmalar bu konu üzerine yoğunlaştırılmalı ve bulgular rafıne edilerek paylaşılmalıdır.
Araştırmacıların yaptığı çalışma sonuçları, doktorların hangi otistik çocuğa ne kadar davranışsal terapi verileceğini ve bunun işe yarayıp yaramayacağını kestiremediklerini bulgulamıştı.
Otistik çocuklara verilen ilaçların hepsinin işe yaramadığı da belirtilmişti. Yalnızca bazı antipsikotik ilaçların; rahatsız edici, hiper-aktif ve tekrar-eden davranışları tedavi ettiği gözlenmişti.
Dergide yayınlanan çalışmaya göre, otizm tedavisi için oldukça tesirli ilaçlar var fakat çok ciddi yan tesirleri de mevcut. Böyle olunca ileri safha hastalarda bu ilaçların kullanılamadığını açıklamıştı.
Otizmli çocukların çoğu davranışsal terapi yoluyla tedavi ediliyor. Bu çocuklar yetişkin olana kadar birçok değişik ilacı denemek zorunda kalıyor. ABD’li çocukların yüzde 1′i otistik (otizm yelpazesinde yer alan bir rahatsızlıktan şikayetçi).
Reuters Sağlık tarafından 2011′de bildirildiğine göre ABD’de bazı davranışsal tedavi müdahaleleri oldukça iyi sonuçlar verse bile hangi tedavinin hangi otistik üzerinde uygulanacağı hala belirsizdir.
Farklı düzeylerde otizm sergileyen ve farklı tedavi ihtiyaçları olan hastalar için yeterli tedavi yoksa yeni çareler geliştirilmelidir. Otizm araştırmaları hergün yenisi eklenerek sürüyor. Halihazırda var olan tedavilerin hangi hastalar üzerinde yararlı olduğu bilinmiyor. Bence araştırmalar bu konu üzerine yoğunlaştırılmalı ve bulgular rafıne edilerek paylaşılmalıdır.
19 Temmuz 2013 Cuma
Otizmin Tipik Davranış Belirtileri
Otistikler aşağıdaki tipik davranışların en az yarısını gösterirler. Bu semptomlar çok hafif ya da çok şiddetli olabilir. Her bir semptomun etkisi de diğerinden farklı olabilir. Ayrıca, Bu davranışlar birçok farklı sebeple ve yaşlarına uygun olmayacak bir şekilde sergilenebilir.
Diğer Çocuklarla ilişki kurmakta zorluk
Herşeyin aynı olmasını istemek, rutin yaşama bağlılık, değişikliklere aşırı tepki vermek
Uygunsuz ve sebepsiz gülmek ve ağlamak
Aşırı hareketlilik ya da aşırı hareketsizlik
Tehlikeye karşı duyarsızlık
Göz temasının çok az ya da hiç olmaması
Sürekli aynı oyunları oynamak
Motor hareket gelişiminde düzensizlik. (Topa vuramaz ama küpleri üst üste koyabilir.)
Acıya karşı duyarsızlık
Ekolali (Cevap vermek yerine, kendisine söylenenleri aynen tekrar etmek)
Yanlız kalmayı tercih etmek
İhtiyaçlarını belirtmekte zorlanmak. Konuşma yerine hareketlerle ihtiyaçlarını belirtmeye çalışmak
Temastan, kucağa alınmaktan ya da sevilmekten hoşlanmamak
Objeleri kendi etrafında çevirmek
Seslere karşı aşırı duyarlılık yada aşırı duyarsızlık
Normal öğrenme metodlarına karşı duyarsızlık
Objelere gereksiz yere bağlanmak
Bir sebep olmadan strese girmek, üzüntü duymak
Diğer Çocuklarla ilişki kurmakta zorluk
Herşeyin aynı olmasını istemek, rutin yaşama bağlılık, değişikliklere aşırı tepki vermek
Uygunsuz ve sebepsiz gülmek ve ağlamak
Aşırı hareketlilik ya da aşırı hareketsizlik
Tehlikeye karşı duyarsızlık
Göz temasının çok az ya da hiç olmaması
Sürekli aynı oyunları oynamak
Motor hareket gelişiminde düzensizlik. (Topa vuramaz ama küpleri üst üste koyabilir.)
Acıya karşı duyarsızlık
Ekolali (Cevap vermek yerine, kendisine söylenenleri aynen tekrar etmek)
Yanlız kalmayı tercih etmek
İhtiyaçlarını belirtmekte zorlanmak. Konuşma yerine hareketlerle ihtiyaçlarını belirtmeye çalışmak
Temastan, kucağa alınmaktan ya da sevilmekten hoşlanmamak
Objeleri kendi etrafında çevirmek
Seslere karşı aşırı duyarlılık yada aşırı duyarsızlık
Normal öğrenme metodlarına karşı duyarsızlık
Objelere gereksiz yere bağlanmak
Bir sebep olmadan strese girmek, üzüntü duymak
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
Sayfamızı Beğenmenizle
Mutluluk Duyarız
Mutluluk Duyarız

























